Fazla Kilolardan Kurtulmak

Fazla Kilolardan Kurtulmak

Kasımın sonunda yeni bir trend ortaya çıktı – herkes kilo vermek istiyor. Gerçekten de sonbahar ve araya giren bayramlar ile birlikte herkes biraz kilo aldı. Şimdi de bunları vermenin telaşına düşüldü. Hangi diyet daha etkili? Hızla kilo verebilir miyim? Diyete nasıl başlamalıyım?

En baştan başlayalım: çok hızlı bir şekilde zayıflayabilir ya da diyetinizi uzun bir süreye yayarak yavaş yavaş  kilo verebilirsiniz. Ama kısa sürede verilen kiloların yine en kısa sürede fazlasıyla geri döneceği herkes tarafından bilinen bir durumdur. Bu sebeple yılbaşına kadar 15 kilo vermek yerine ayda 2 – 2.5 kilo verebileceğiniz bir diyet uygulamak uzun vadede daha mantıklı ve yararlı olacaktır.

Aç kalarak zayıflamak hiç sağlıklı değildir. Hızlı bir şekilde kilo vermek sizi çabucak sonuca ulaştırıyor gibi görünse de metabolizmanızın zayıflamasına ve dolayısıyla verilen kiloların  geri alınmasına neden olur. Doğru diyet, sağlıklı ve dengeli beslenmeyi uzun süreye yayarak yavaş yavaş kilo vermenizi sağlar. Bu sebeple yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi en doğru yoldur.

Diyet İstatistikleri

Araştırmalar diyet yapan bayanların sadece % 18’inin diyeti sonuna kadar götürüp başarılı olabildiklerini söylüyor. % 25’i maksimum 1 ay diyet programına uyuyor. % 10’u ise en fazla 2 ay devam ediyor. Yani büyük çoğunluk sabır göstermeksizin diyeti yarıda bırakıyor. İstatistiklerden de anlaşılacağı gibi bir diyete başlamadan önce kararlı olmak ve bu kararın arkasında amaca ulaşana kadar durmak gerekiyor.

Aldığınız Ürünlerin Kalorilerini Kontrol Edin

Herzaman satın aldığınız ürünlerin etiketlerine bakmayı hiç denediniz mi? Satın aldığınız ürünlerin etiketlerinde belirtilen kalori cetvellerine bir göz atın ve çok kalorili yiyeceklerden uzak durun.

Diyet Yaparken Şu Gıdalardan Uzak Durun

Tereyağı, margarin gibi doymuş yağlardan, dondurulmuş, konserve, çok yağlı, tuzlu, şekerli, asitli, işlenmiş gıdalardan uzak durun.

Diyetinizde Bulunması Gereken Gıdalar

Taze sebze ve meyve, bol yeşillik, yağsız süt, yoğurt, tavuk, balık ve yağsız et türü gıdalarda dengeli ve düzenli bir şekilde diyetinizin belittiği ölçülerde tüketmeye özen gösterin. Bunun yanında,  vücudunuzdaki dolaşımı sağlamak ve toksinlerden kurtulmak için günlük 2.5 litre su tüketimini ihmal etmemelisiniz.

Tabağınızı Doğru Bir Şekilde Kullanmayı Öğrenin

Porsiyonlarınızı kontrol etmeyi öğrenin. Örneğin bir öğünde tabağınızın yarısına sebzeler için, çeyrek kısmına zengin protein içerikli gıdalar (et, balık, yumurta gibi..)için, kalan çeyrek kısmını da karbonhidrat içerikli gıdalar (patates, esmer pirinç, makarna gibi..) için kullanın.

Kilo Vermek İçin Acele Etmeyin

Verdiğiniz kilo haftada en fazla yarım kilo olmalıdır. Fazla kilo vermek metabolizmanın yavaşlamasına neden olacağı gibi vücut için de çeşitli rahatsızlıkları beraberinde getirebilir.

Kilo Vermek İçin Daha Fazla Fiziksel Aktivitede Bulunun

Fazla kilolardan kurtulmak için fiziksel aktivite şarttır. Yapacağınız en kolay egzersiz günde yarım saat tempolu yürüyüş ve koşmadır. Yapacağınız egzersizlerin yarım saatten az olmamasına özen gösterin. Çünkü vücut 10 dakikalık kardiyo egzersizinden sonra yağ yakmaya başlar ki, yağların erimesi için 30 dakika idealdir.

Diyete yeni başlayanlar için 5 ipucu:

  1. Öğününüz lezzetli olsun. Bunun için sevdiğiniz yiyeceklerden bir mönü ayarlayın. Mesela brokoli sevmiyorsanız, kendinizi brokoli yemeye zorlamayın. Buna alternatif olarak sevdiğiniz bir sebzeyi tüketin.
  2. Yemek zamanlarınız düzenli olsun. Öğünleri atlamayın ya da zamanını değiştirmeyin.
  3. Ara öğünleri kaçırmayın. Ara öğünler için bitki çayı veya meyve çeşitlerinden birini tercih edebilirsiniz. Ara öğünler metabolizmanın çalışma temposunu korur ve bir dahaki öğüne kadar kendinizi çok aç hissetmezsiniz.
  4. Neyi nezaman yiyeceğinizi öğrenin. Örneğin yemekten hemen sonra tatlı ya da meyve tüketmek, midenizi rahatsız eder ve vücudunuzda yağ depolanır. Üst üste yemek ve içmekten kaçının. Mesela, suyu yemeğe başlamadan önce, meyveyi yemekten bir saat sonra tüketebilirsiniz.
  5. Sabırlı olun. Bugünden yarına incecik bir vücuda sahip olmayı beklemeyin. Kararlı bir şekilde yolunuza devam ettiğinizde amacınıza ulaşacağınızı unutmayın.

Saç Bakım Teknikleri

Saç Bakım Teknikleri

Saçlarınızın daha bakımlı ve sağlıklı görünmesi için aşağıda kolaylıkla uygulayabileceğiniz saç bakım teknikleri yer almaktadır.

Genel

  • Daha sağlıklı saçlar,sağlıklı bir yaşam tarzının göstergesidir. Aşırı stres, sigara, egzersiz yapmamak ve  faydalı besinler tüketmemek vücudunuzun olduğu gibi,saçlarınızın da sağlığını yitirmesine neden olur.
  • Günde 7 – 8 saat uyuyun. Uykusuz kalmayın.

Saç Bakım Ürünleri

  • Alkol içeren saç bakım ürünlerini kullanmayın. Bu ürünler saçlarınızın kurumasına neden olur.
  • Saç bakım ürünleri, kafanızdaki gözenekleri tıkayacağı için direkt olarak kafa derinize uygulamayın.

Yüzmek

  • Saçlarınız havuzdaki klorlu suyu içine çekeceğinden havuza girmeden önce saçlarınızı ıslatın.
  • Havuza girerken saçlarınızı klorlu sudan korumanın bir yolu da bone kullanmaktır. Ancak, bone kullanmak istemiyorsanız, havuzdan çıktıktan sonra saçlarınızı şampuanla iyice yıkayın ve bol  su ile durulayın.

Saç Kurutma

  • Sıcak hava saçlarınıza zarar verir. Bu nedenle saçlarınızı kuruturken, saç kurutma makinenizi soğuk bölümüne ayarlayın.
  • Saç kurutma makinenizi kullanırken, makine saçlarınıza çokyakın olmamalı, arada belirli bir mesafe olmalıdır.
  • Saç kurutma makinenizin hızını ayarlarken, kesinlikle en hızlı ayarı seçmeyin. Saçlarınızı tamamen kurutmayın, biraz nemli kalmasına izin verin.
  • Saçlarınızda oluşan herhangi bir düğümü çözmek için parmaklarınızı kullanın.

Saç Tarama

  • Kalın saç tellerine sahip olan kişiler, bir tarak veya bir fırça kullanarak hergün saçlarını taramalıdır. Bu işlem, saç tellerinizi yumuşatır.
  • Saçlar, çok kırılgan ve narin bir yapıya sahip olduğundan dolayı ıslakken taranmamalıdır. Saçlarınızı taramak için tamamen kurumasını bekleyin.
  • Tarak seçimlerinizi sert dişli taraklardan yana kullanmamaya dikkat edin. Sert dişli taraklar kafa derinize zarar verir.
  • Tarağınızı haftada bir kez sabunla veya şampuanla yıkayın, temiz tutmaya özen gösterin.
  • Saçlarınızı fırçalamadan önce tarayın ve saçınızda herhangi bir dolaşıklığın olmadığına emin olun.
  • Saçlarınızı yukarıdan aşağıya doğru tarayın.
  • Plastik tarak veya fırçaları tercih etmeyin.

Saç Şampuanlama

  • Saç yapınıza uygun şampuan alın. Saç yapınıza uygun şampuanı bulmak için en iyi yöntem, deneme – yanılma yöntemidir.
  • Saçlarınızı sıcak su ile yıkamak kafa derinizin kaşınmasına ve saçlarınızın kurumasına neden olur.
  • Saçlarınızı yıkarken kaliteli saç bakım ürünleri kullanmaya özen gösterin. Çünkü kullanacağınız saç bakım ürünleri kafanızdaki ölü derilerden, saçlarınızdaki yağ ve kirlerden arınmanıza yardımcı olacaktır.
  • Saçlarınızı yıkanması gerektiğini hissettiğiniz sıklıkta yıkayın. Ancak saçlarınız yağlı bir yapıya sahipse, 2 günde bir yıkanmalı; kuru bir yapıya sahipse haftada 2 veya 3 kez yıkanmalıdır.
  • Saç bakım ürünlerinizi sık sık değiştirmeyin. Saçınız, denediğiniz her farklı ürüne farklı tepki verecektir.
  • Saçlarınızı şampuanla yıkadıktan sonra saç bakım kremi kullanın. Saç bakım kremi, saçlarınıza ekstra koruma sağlar, saçlarınızı nemlendirir, kolay taranmasına yardımcı olur ve parlaklık kazandırır.
  • Saç bakım kremi kullanırken, kremi saçın her yerine eşit miktarda ulaşacak şekilde yaymaya özen gösterin ve saçlarınız kremli bir şekilde birkaç dakika bekledikten sonra bol su ile durulayın.
  • Saç bakım kreminin kafa derinize ulaşmamasına dikkat edin.
  • Saçlarınızı şampuanlarken veya kremlerken saç diplerinize ve kafa derinize masaj yapın. Unutmayın ki, saçlarınız ıslakken oldukça narin ve kırılgandır.

 

 

 

 

 

Meyve ve Sebze Suları ile Doğal Sinüzit Reçeteleri

Meyve ve Sebze Suları ile Doğal Sinüzit Reçeteleri

Sinüzit dünyanın birçok ülkesinde en çok meydana gelen solunum yolu rahatsızlıklarından birisidir. Bu rahatsızlık akut ve kronik olmak üzere iki şekilde meydana gelir. Alın ve burnun iki yanında bulunan kemik boşlukları yüz sinüsleridir. Sinüzit, kemik boşluklarının iltihaplanması ile meydana gelir. Akut sinüzit üst solunum yolu enfeksiyonu sonucu oluşur. Kronik sinüzit tekrarlar ve nedeninin saptanması için muayene gerekir ve bazen tıbbi bir müdahale de gerektirebilir.

Akut ve kronik sinüzitin ikisinde de tıkanıklık, vücutta kırgılık, ateş, baş ağrısı, yüz ağrısı, larenjit, postnazal akıntı sendromu görülür. Çevresel kirlilik, çok kuru ya da soğuk hava ve sigara siznüzite sebep olabilir veya onu daha kötü bir hale getirebilir. Bunun yanında yanlış ve yetersiz beslenme de sinüzitin nedenleri arasında sayılabilir.

Sinüzitin semptomlarını azaltmak için aşağıda verilmiş olan meyve ve sebze suyu reçetelerinden damak tadınıza uygun olanını seçip günde en az iki defa içebilirsiniz. Sadece içinde soğan bulunan içecek güçlü olduğu için günde bir defa ile sınırlandırılmalıdır.

Doğal Sinüzit Reçetesi 1

Malzemeler:

  • 3 adet orta boy havuç
  • Yarım salatalık
  • 5  dal maydonoz
  • 2 adet kereviz sapı
  • 3 – 4 diş sarımsak
  • Çok az ısırgan otu da eklenebilir

Hazırlanışı:

Malzemelerin uygun bir meyve ve sebze sıkacağından geçirip karıştırın. Günde 1 – 2 defa içebilirsiniz.

Doğal Sinüzit Reçetesi 2

Malzemeler:

  • 1 orta boy portakal
  • 2 orta boy limon
  • 500 gr. ağaç kavunu
  • 1 demet taze nane yaprağı

Hazırlanışı:

Malzemelerin uygun bir meyve ve sebze sıkacağından geçirip karıştırın. Günde 1 – 2 defa içebilirsiniz.

Doğal Sinüzit Reçetesi 3

Malzemeler:

  • 3 adet orta boy havuç
  • Yarım demet kişniş
  • ¼ orta boy soğan
  • 3 adet kereviz sapı

Hazırlanışı:

Malzemelerin uygun bir meyve ve sebze sıkacağından geçirip karıştırın. Günde 1 defa içebilirsiniz.

Tempura

Tempura Nasıl Yapılır?

Tempura

Tempura, çeşitli sebzelerin ve deniz ürünlerinin özel bir karışıma batırılarak kızartılan ve sonrasında soya sosuna batırılarak yenilen lezzetli bir Japon yemeğidir. Tempurayı en iyi şekilde yapabilmek için sulu hamur karışımını iyi hazırlamak gerekir.

Sulu hamur için malzemeler:

  • 1 yumurta
  • ¾ oranında un
  • ½ buz gibi su (hatta içinde birkaç parça buz olması gerekir)
  • Kabartma tozu

Karışımın hazırlanması:

Derin bir kaba unu boşaltın ve üzerine yumurtayı kırın. Bunun üzerine soğuk suyu azar azar dökerek hızlıca çırpın. Karışım kalın değil akışkan olmalıdır. Suyun soğuk olması da çok önemlidir.

Malzemeler:

  • 4 – 5 adet büyük boy karides
  • Birkaç adet istediğiniz deniz ürünleri
  • Kabak
  • Havuç
  • Biber
  • Tatlı patates
  • Patlıcan
  • Mantar
  • Halka dilimli soğan ve aklınıza gelebilecek sebzeleri deneyebilirsiniz.

Hazırlanışı:

Sebzeleri uzun uzun kestikten sonra soğuk sulu hamurun içine batırıp, önceden iyice kızdırmış olduğunuz yağın içinde sarı renk alana kadar kızartın ve hemen alın. Karidesleri ve isteğe bağlı olan deniz ürünlerini de aynı şekilde kızarttıktan sonra servis tabağına alın ve soya sosu ile birlikte servis edin.

Karın Gerdirme (Tummy Tuck)

Karın Germe (Tummy Tuck)

KarinGerme2

Birçok kişi ne kadar diyet ve egzersiz yaparsa yapsın, karın bölgesindeki inatçı yağlardan ve fazla deriden kurtulamaz. Karın germe (Tummy Tuck) olarak bilinen plastik cerrahi işlemi, birçok kişinin kurtulmak için mücadele ettiği karın bölgesi ve çevresinde konuşlanmış yağ depolarını ve fazla deriyi yok etmeye yardımcı olur. Karın derisi iyice gevşemiş ve deride sarkıklık bulunan, karnında yağ ve deri fazlalığı bulunan, karın kasları gevşeyip araları açılan ve karnında önemli ölçüde çatlaklar bulunan biri karın germe (Tummy Tuck) operasyonu için iyi bir adaydır. Birçok bayan hamilelikten sonra karın kasları gevşediği ve mide üzerindeki deride sarkıklar meydana geldiği için karın germe (Tummy Tuck) operasyonunu tercih etmektedir. Ancak bu estetik operasyon (Tummy Tuck) her zaman en ideal çözüm olmayabilir. Karın germe (Tummy Tuck) operasyonu ile ilgili daha fazla bilgi aşağıda verilmiştir.

Fazla Derinin Nedenleri

Karın kasları ve cilt, aşağıda belirtilen çeşitli nedenlerden dolayı elastikiyetini kaybedebilir.

  • Önemli kilo kaybı,
  • Hamilelikte karnın büyümesi ve derinin genişlemesi,
  • Yaşın ilerlemesi,
  • Genetik bir yatkınlık.

Hamilelik ve Karın Germe (Tummy Tuck)

Her anne, çocukları için birçok kişisel fedakarlıkta bulunur. Özellikle sezaryen, bir anne için en büyük fedakarlıklardan biridir. Birçok durumda karınsal bölgedeki değişiklikler, yalnızca diyet ve egzersiz yaparak yok edilemez. Bu nedenle çok fazla sayıda anne, doğum yaptıktan sonra karın germe (Tummy Tuck) operasyonu ile hamileliğin neden olduğu sarkık deriden, depolanmış yağlardan kurtulmakta ve eski formuna kavuşmaktadır. Gerekirse bu (Tummy Tuck) operasyon ile liposakşın (Liposuction) aynı anda uygulanabilir.

Çoklu doğumlar da, kasların ve cildin elastikiyetinde büyük değişikliklere neden olabilir. Özellikle çoklu doğum yapan bir anne için hamilelikten sonra karın germe (Tummy Tuck) operasyonu oldukça yararlı olmakta, annenin daha genç görünmesini ve doğum öncesi formuna kavuşmasını sağlamaktadır.

Önemli Kilo Kaybı

 Aşırı kilo kaybı yaşayan insanların genel sağlığında beklenmedik etkiler yaratabilir. Gevşek, sarkık deri ve aşırı gergin karınsal kaslar insanı vücudundan utanır hale getirir ve içine kapanmasına neden olur. Nitekim, aşırı derecede kilo kaybeden birçok kişiler, derisindeki sarkmalar ve gevşeklikler yüzünden sağlıklı yaşamlarına geri dönebilmek için uğraşmaktadırlar.

Binlerce kişi, aşırı kilo kaybının veya obezite operasyanonunun sonucu olarak karın bölgesi üzerinde meydana gelen gevşek ve sarkık deriden kurtulmak için karın germe (Tummy Tuck) operasyonuna başvurmaktadır. Bundan başka, karın germe (Tummy Tuck) ile kolları, kalçaları ve bacakları germe operayonu birleştirilerek yapıldığında çok daha etkili sonuçlar verir.

Yaşlanma Süreci

Yaş ilerledikçe cilt doğal elastikiyetini kaybeder ve kaslar zayıflar. Yaşlanma süreci, karın bölgesi üzerinde cildin sarkması ve yumuşaması gibi belirgin etkiler bırakır. Bu olumsuz etkiler sonucunda vücut olduğundan yaşlı, sağlıksız ve bakımsız görünür. Sonuç olarak karın germe (Tummy Tuck), karın bölgesinin gerdirilmesi vücuda daha genç bir görünüm kazandırır.

Genetik Yatkınlık

Bir insanın tüm vücudunda bulunan yağ hücreleri ve bunların dağılışı büyük ölçüde genlerden kaynaklanmaktadır. Bazı insanların karın bölgesinde bulunan rahatsız edici yağ birikintileri, kişinin diyet ve egzersiz yapmasına rağmen yok olmazlar. 20li, 30lu ve 40lı yaşlarda bile görülebilen karın bölgesinde bulunan bu yağ birikintileri için karın germe (Tummy Tuck) oldukça etkilidir. Gerekli görülürse bu operasyonun yanında liposakşın (liposuction) da kullanılabilir.

Sonuç olarak karın bölgenizdeki sarkık ve fazla deriden diyet ve egzersiz yaparak kurtulamıyorsanız, karın germe (karın germe (Tummy Tuck) operasyonunun size uygun olup olmadığını anlamak için bir estetik cerraha başvurun.

Biftek Teriyaki

Biftek Teriyaki

BiftekTeriyaki

Japon mutfağının en popüler lezzetlerinden biri olan biftek teriyaki, kendine has sosu ve çeşitli sebze ilaveleri ile hazırlanan son derece hafif ve sağlıklı bir yemektir. Yemeği, suşi pirinci ya da istediğiniz gibi pişirdiğiniz pirinç pilavının üzerinde servis yapabilirsiniz.

Malzemeler:

  • 2 adet biftek
  • Soğan
  • Brokoli
  • Havuç
  • Mantar
  • 1 kaşık mısır unu

2 adet kalın biftek için;

Sos Yapımı:

  • Bir adet taze zencefil (rendelenip bir yemek kaşığı kadar suyu sıkılacak)
  • Bir çay bardağı soya sosu
  • Bir çay bardağı mirin (Japonların yemek yapmada kullandığı tatlı pirinç şarabı)
  • 1 çay bardağı saki (pirinçten yapılan Japon rakısı – pirinç sirkesi)
  • 2 yemek kaşığı esmer şeker

Hazırlanışı:

1) 1 kaşık taze zencefil suyu, 1 çay bardağı soya sosu, 1 çay bardağı mirin ve 1 çay bardağı saki derin bir kabın içinde karıştırılır.

2) 2 kalın çiğ bifteğin çeşitli yerlerine çatal batırılarak gözenekler açılır. (sosu daha iyi emmesi için)

3) Marine işlemi:Etler buzdolabı poşetinin içine konulur ve üzerine hazırlanan sosun bir kısmı dökülür. Etler bir saat kadar bu şekilde bekletilir.  

4) Geriye kalan sos ocağın üzerine konulur ve gerekirse çok az su ilavesi yapılabilir.

5) Daha sonra bir kaşık mısır ununun üstüne biraz soğuk su ilavesi yapılıp karıştırılır.

6) Bu karışım kaynayan sosun üzerine dökülür ve karıştırıldıktan bir süre sonra sosun altı kapatılır.

7) Bir tavada çok az yağ ile birlikte büyükçe doğranmış sebzeler ve yarım halka şeklinde doğranmış soğanlar çok az çevrilir ve tam pişmeden ocaktan alınır.

8) Marine edilen etler bir havlu kağıdın üzerinde suyu aldırıldıktan sonra, hafif yağ ile kızdırılmış tavada kızartılır ve pişmesine yakın üzerine hazırlanan teriyaki sosu dökülür.

9) Servis tabağına sebzeler ve pirinç konulur.

10) Ocaktan alınan etler yan yan doğranır ve servis tabağındaki pirincin üstüne yerleştirilir. Üzerine hazırlanan sos geri kalan kısmı dökülür. İsteğe bağlı olarak soya filizleri ile süsleme yapılabilir.
Afiyet olsun!

Kadınlar İçin Kariyer Stratejileri

Kadınlar İçin Kariyer Stratejileri

IsKadini

Başarılı, kendi ayakları üzerinde durabilen, herkesin saygı gösterdiği sevilen ve imrenilen bir kadın olmayı kim istemez ki.. Böyle bir noktaya gelebilmek için öncelikle kendinize yatırım yapmaktan çekinmemelisiniz. Burada yatırımdan kasıt, iyi bir yabancı dil bilmek; eğer bir yabancı dil varsa ikincisini öğrenmek, eğitimde ulaşabileceğiniz son noktaya ulaşmak ve buna benzer faaliyetlerle kendinizi sürekli geliştirmektir. Bunların yanında bazı stratejik noktalara da dikkat ederseniz, kariyer basamaklarını güçlü adımlarla tırmanabilirsiniz. Bu kariyer stratejileri aşağıda belirtilmiştir.

1.     İnanç

Bir işe başlamadan önce yapmanız gereken ilk şey, o işi yapabileceğinize inanmak ve yeteneğinizle inancınızı birleştirmektir.

Kendinize ve kapasitenize güvenin. Kendine inanmak, bir işe başarmanın temel kuralıdır.

2.     Amaç

Kendinize ait bir hedef belirleyin. Kendinizi görmek istediğiniz noktaya ulaşabilmek için, amaçlarınız doğrultusunda ilerlemelisiniz.

Yapacağınız işte kararlı olmamak, nereye gideceğini bilmemek gibidir. Öncelikle hedeflerinizi belirleyin ve bu hedeflerinize ulaşmaya karar verin. Bir sonraki hedefi görebilmenin de tek şartı budur.

3.     Çevre (Network)

Kendinizi geliştirmenin yollarından biri, doğru kişilerle ortaklık kurmaktır. Doğru kişilerle ortaklık yapmak, hedeflerinize ulaştığınızı gösterir ve iş dünyasında sizin için kapılar açılmasına olanak sağlar.

Bulunduğunuz çevrede itibar  oluşturmak için güçlü olmalı ve güven sağlamalısınız. İtibar, hedeflerinize ulaşmak için önemli bir stratejidir.

4.     Çalışma Grubunuza Katkıda Bulunmak

Çalışma grubunuza katkıda bulunmak için hediyeler alın. İş arkadaşlarınıza hediye alırken veya yardım ederken cömert olun. İstekli olarak her fırsatta itibarınızı arttırın. Elinize geçen tüm imkanları değerlendirin, çalışma düzeninizi ve özel becerilerinizi gösterin.

Çalışma arkadaşlarınız ile tüm etkileşimlerinizi profesyonel bir şekilde gözden geçirin. Her fırsatta, bir kadın olarak sahip olduğunuz özel içgüdüleri açığa çıkarın.

5.     Konuşma Konuları

Konuşmalarınızın uygun zamanda olmasına dikkat edin ve konuşmalarınızda ayrıntılara yer vermeyin. Unutmayın ki; siz ne kadar ayrıntılı anlatsanız dahi, anlattıklarınız dinleyicinin anladığından ibarettir. İletişim kabiliyetinizi geliştirmenizin, sizi ne kadar ileriye götürdüğünü görünce inanamayacaksınız.

6.     Zamanında Teslim

İnsanların size güvenmesini ve saygı duymasını istiyorsanız gündelik hayatınızda olduğu gibi iş hayatınızda da yerine getiremeyeceğiniz taahhütler üzerinde söz vermeyin ve taahhütlerinizin üzerinde durun.

7.     Hayatınızdaki Dengeyi Korumak

İş hayatı, bir eş ve çocuklardan oluşan bir aile hayatından çok farklıdır. Bu iki ayrı hayatı, ayrı safhalarda tutup, birbirine karıştırmadığınız sürece saygınlık kazanırsınız.

Bir işi yapmakta kararlıysanız, sizin için hiçbir şey imkansız değildir. Kendinizi sürekli geliştirip yukarıda belirtilen kariyer stratejilerini takip ederek hedeflerinize ulaşacağınızdan emin olun.

Genel Vücut Kusurları ve Tedavi Yöntemleri

Genel Vücut Kusurları ve Tedavi Yöntemleri

VucutKusurlari

Dış görünüşün oldukça önemli olduğu günümüzde, kadınlar ya da erkekler vücutlarının çeşitli bölgelerindeki kusurlara karşı duyarsız kalamamaktadırlar. Fazla kilolar, selülitler, çatlaklar, varisler, bölgesel yağlanmalar, sivilceler gibi birçok problem ve bunları iyileştirmek için de çeşitli tedavi yöntemleri vardır. Burada, birçok insanın şikayetçi olduğu genel problemler ve bunların tedavi yöntemlerinden bahsedilmektedir.

Fazla Kilolar ve Bölgesel Yağlanmalar

Günümüzün hızlı yaşam şekli, hareketlerimizden yemek yeme alışkanlıklarımıza kadar herşeyin değişmesine neden oldu. Vakit kaybetmemek adına tüketilen fast foodlar, konserveler, koruyucu ve boya maddesi içeren hazır gıdalar, hem genel sağlığımızı hem de dış görüntümüzü olumsuz yönde etkilemektedir. Vücutta oluşan fazla kilolar ve bölgesel yağlanmaları yok edebilmek için öncelikle taze sebze ve meyve tüketimine özen göstermeliyiz. Vücudumuza uygun bir diyetle birlikte, haftada en az 3 gün 30’ar dakika yapacağımız kardiyo egzersizleri sağlıklı ve mükemmel bir vücuda kavuşmanın en önemli anahtarlarıdır. Bölgesel yağlanmalar için, kardiyo egzersizlerinden sonra eritilmek istenen bölgeye yönelik hareketler oldukça etkili olacaktır.

Yukarıda bahsetmiş olduğum doğal ve sağlıklı yöntemlerin yanında, estetik cerrahiye başvurup liposakşın (liposuction) yöntemiyle de fazla yağlardan kurtulmak mümkündür. Ama unutulmaması gereken bir nokta, liposakşın (liposuction) yöntemi diyet ve egzersize rağmen vücuttan atılamayan inatçı yağların yok edilmesi için gerçekleştirilebilecek bir yöntemdir.

Selülitler

Selülit oluşumunda zayıf ya da şişman bir vücuda sahip olmak hiçbirşeyi değiştirmez. Karın,kalça, basen, göbek gibi kaba etlerin bulunduğu bölgelerdeki çukurlu görüntü dünya üzerindeki kadınların %90’ının canını sıkan bir problemdir. Ne yazıkki selülitlerden kurtulmak kilo vermek kadar kolay bir iş değildir. Uzun bir zaman ve sabır gerektirir. Bu süreçte, sağlıklı beslenmeyi (taze yeşillik, sebze ve meyve), egzersiz yapmayı ve uygun bir kremle selülitli bölgelerdeki kan dolaşımını hızlandırmayı alışkanlık haline getirmelisiniz. Kafeinli, şekerli, gazlı, alkollü içecekler; yağlı, tuzlu, işlenmiş hazır yiyecekler ve sigaradan kesinlikle uzak durmalısınız. Evde yapacağınız selülit tedavisinde şifalı bitkiler, yağlar ya da piyasada bulunan özel formüllü kremlerden faydalanabilirsiniz. Bunun dışında mezotrepi, endermoloji (LPG), karboksiterapi, ultrason cihazı gibi selülit tedavi yöntemlerinden de yararlanabilirsiniz.

Evde kolaylıkla yapabileceğiniz bir selülit tedavi yöntemi aşağıda belirtilmiştir:

Bir el havlusunu tezgahın üstüne serin ve tam ortasına 2 fincan kadar kahveyi dökün. Havluyu kenarlarından katladıktan sonra, kaynatmış olduğunuz suyun içine batırın ve selülitli bölgelerinizi bununla ovalayın. Kahvenin ve sıcak suyun etkisi ile selülitli bölgelerinizde kan dolaşımının arttığını hissedeceksiniz.Bottom of Form

Deri Sarkmaları

Aşırı kilo alıp vermek deri sarkmalarına neden olur. Bunun en iyi çözümü egzersiz yapmaktır. Fakat bir an önce sonuca erişmek isteyenler plastik cerrahi sayesinde fazla derilerinden kurtulabilirler. Ancak vücudun güzelliğini korumak için estetik cerrahiden sonra bile egzersiz ihmal edilmemelidir.

Çatlaklar

Özellikle bayanların hamilelik döneminde aldığı fazla kilolardan kaynaklanan çatlaklar cilt üzerinde derin çizgiler meydana gelmesine sebep olur. Hamilelik sürecinde kakao yağı, badem yağı, susam yağı ve havuç yağı karşımını düzenli olarak kullanmak çatlak oluşumunu önleyecektir. Derin çatlaklar için lazer tedavisi de uygulanabilir.  

Varisler

Toplardamarlarda oluşan tıkanıklıklar ve basınçla toplardamarlar genişler ve varisler oluşur. Varis oluşumunda östrojen hormonunun büyük etkisi olduğu için, varis daha çok bayanlarda meydana gelir. Hamilelik, hareketsizlik, doğum kontrol hapları ve genetik de bu hastalığın varlığını tetikler. Varis tedavisinde kullanılan çoraplar, kan akışını düzenleyerek hastalığın ilerlemesini engeller. Varislerden tamamen kurtulmak içinse,uzman eller tarafından radyofrekans dalgaları ya da lazer uygulanabilir.

Karahindibanın Faydaları

Karahindibanın Faydaları

Karahindiba

Karahindiba, Avrupa, Asya, Afrika ile Amerika kıtalarında yaygın olan, genellikle çayırlık alanlarla yol kenarlarında yetişen, çokyıllık, yaprakları rozet şeklinde olan gövdesiz bir otsu bitkidir. Almanlar tarafından “Aslandişi” ve “Radika” olarak adlandırılmıştır.

Karahindibanın bitkibilimsel adı olan Taraxacum, Yunanca değiştirmek ve karıştırmak anlamına gelen tıbbi bir terimdir.

Karahindiba yaprakları taze iken lezzetli bir sebze salatası olarak tüketilebilir veya her ilkbaharda bitkinin tümü toplanarak haşlanmış patates ve haşlanmış yumurta ile karıştırılarak güzel bir yemek olarak hazırlanabilir. Karahindiba; sindirim güçlüğü çeken, hazımsızlık sorunu ve romatizma rahatsızlığı olan kişiler için kökleri kurutulmuş, kavrulmuş ve kafeinsiz, sağlığa yararlı bir içecek olarak kullanılır.

Karahindiba, olağanüstü demir içerikli ve kalsiyum, potasyum, karoten (vücutta vitamine dönüşen havuç, domates, yumurta sarısı gibi maddelerde bulunan sarı renkte, lipokrom denilen cisim), C ve E vitamini bakımınından oldukça zengin bir bitkidir.

Karahindiba sonbaharda mannitol adı verilen kara bitkilerindeki serbest şekerin yerini alan madde içerir. Bu nedenle ödem giderici etkiye sahiptir. İçerdiği helenin adlı madde nedeni ile gece körlüğü tedavisinde kullanılır. Diğer bir içeriği olan lesitin, beyin fonksiyonlarını geliştirir ve beyindeki asetil kolin (liflerin kasılmasına neden olan madde) oranını arttırır. Ayrıca lesitin, alsheimer (alzaymır) hastalığında ve karaciğer fonksiyonlarında  faydalıdır. Kabızlığa, gut hastalığına ve uykusuzluğa karşı olumlu etkileri vardır. Ayrıca karahindiba egzama ve aknelere karşı etkilidir.

Besleyici değeri yüksek olan karahindiba, vücuda güç ve zindelik verir, göğsü yumuşatır, öksürüğü keser ve idrar söktürücü olarak da kullanılır.

Yüz Germe (Face Lifting)

Yüz Germe (Face Lifting)

YuzGerme

Yaşlanma, kaçınılmaz bir süreçtir ve ilk belirtileri 35’li yaşlarda yüzde başlar ve yüzdeki tüm dokular bu belirtilerden etkilenir. Yaş ilerledikçe yüz kemikleri incelir, cilt su ve elastikiyetini kaybeder, buruşur. Cilt altı yağ dokusu ve kaslarda erime, yumuşak dokuda ise yerçekimi etkisi nedeniyle sarkma meydana gelir. Kırışıklık ve sarkmalar tüm yüzü kaplamaya başlar. Sonuçta yüzde yorgun, yaşlı ve çökmüş bir görünüm meydana gelir. Yüz gerdirme işlemi (face lifting) ile ilerleyen yaşın bu tür sonuçlarını düzeltebilmek mümkündür.

Yüz germe ameliyatı yaşlanmayı durdurmaz, yapılan ameliyat yalnızca kişiyi bulunduğu yaştan daha genç ve daha canlı görünüme kavuşturur, fakat yaşlanma dönemi devam eder.

Yüz, anatomik olarak üç bölgeye ayrılır ve gençleştirmeye yönelik olarak yapılacak cerrahi girişim için her bölge ayrı ayrı değerlendirilir. Üst yüz; şakak bölgesi, alın ve kaşları içerir. Bu bölgeye uygulanan girişim üst yüz gerdirme (upper-face lifting) veya alın gerdirme (brow lifting) işlemidir. Orta yüz; yanak bölgesini içerir. Bu bölgeye uygulanan girişim orta yüz gerdirme (mid-face lifting) veya yanak gerdirme (cheek lifting) işlemidir. Alt yüz, çene altı ve boyun bölgesini içerir. Bu bölgeye uygulanan girişim alt yüz gerdirme (lower-face lifting) veya boyun germe (neck lifting) işlemidir. Her bir bölgeye tek tek cerrahi girişim uygulanabildiği gibi birlikte de uygulanabilir.

Yüz gerdirme operasyonu (face lifting) genel anestesi altında yapılabilinir. Ortalama operasyon süresi 3 – 6 saat sürer. Üst yüz gerdirme girişimi (upper-face lifting) sırasında kesim tamamen saça en yakın bölge içersinde yapılır. Orta yüz gerdirme (mid-face lifting) ve alt yüz gerdirme işlemi (lower-face lifting) sırasında ise kesimler kulak önü ve arkasından yapılır. Operasyon izi saça yakın bölgelerde kaldığı için iz sorunu olmaz.

Operasyondan sonra yüzde şişlik ve morarma olabilir. İlk günler olacak ağrılar için ağızdan alınacak basit ağrı kesiciler yeterlidir. İlk 24-48 saat bu bölgeye aralıklarla buz kompresi uygulanmalıdır. Çünkü buz kompresi şişliği önemli derecede azaltmaktadır. Ayrıca bazı etkili kremler yolu ile de morarmalar azalmakta ve daha hızla iyileşmektedir. Operasyondan sonraki ilk gün hastanede yatmak gerekebilir. Dikişlerin çoğu eriyen dikişlerdir, alınması gerekmez. Kalan birkaç dikiş 7-10 gün sonra alınır. Operasyondan bir hafta sonra hasta, normal yaşantısına dönebilir.

Yüz gerdirme (face lifting) iyi sonuç veren bir ameliyattır. Kişinin yüzünde yılların bıraktığı yıpranma ve yaşlanma belirtilerini yok etmesini, olduğundan daha genç, diri ve güzel görünmesini sağlar.

Göğüs Büyütücü Bitkiler

Göğüs Büyütücü Bitkiler

GogusBuyutcuBitkiler

Göğüs, bir kadının seksi görünmesini sağlayan en önemli uzuvlarından birtanesidir. Kadın anatomisinin en belirleyici özelliğini oluşturan göğüslerin dolgunluğu, kadının çekiciliğiniol ve dolayısıyla kendisine olan güveninin artmasını sağlar.

Ergenlik çağı boyunca bir kadının vücudu yeni dokular üremesine yardımcı olan östrojen, yani kadınlık hormonu salgılar. Bu hormonunun salgılanma miktarı göğüslerin bedeni, şekli ve dolgunluğu üzerinde belirleyici bir özelliğe sahiptir. Bu hormonun az seviyede salgılanması göğüslerin küçük kalmasına sebep olur. Yaş ilerledikçe kadın vücudu daha az östrojen hormonu salgılar ve göğüsler sarkar.

Bu sebeple daha büyük ve dolgun göğüslere sahip olabilmek için östrojen hormonunun salgılanmasını teşvik etmek gerekir. Araştırmalar, östrojen hormonuna benzer bir işlev görebilen bitkisel kaynaklı fitoöstrojenin sağlıklı meme dokuları üretmeye yardımcı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Fitoöstrojenler, göğüs bölgesini şekillendirirken meme dokularının büyümesini teşvik eder. Böylelikle vücut daha dengeli ve güzel bir şekil alır. Bu hormonların harekete geçip göğüslerin daha diri ve çekici görünmesine yardımcı olan bitkiler şunlardır:

Fenugreek Ekstresi

Fenugreek bitkisi, Doğu Akdeniz ülkelerinin tek yerli bitkisidir. Eski Mısır, Roma ve Yunan dönemlerinde çeşitli rahatsızlıkların tedavisine kullanılan en önemli bitkilerden birtanesidir. Fitoöstrojen bakımından oldukça zengin olan fenugreek ekstresi tıpkı östrojen gibi çalışarak meme dokularının gelişmesini sağlar. Fenugreekin içinde bulunan bir kimyasal olan trigonelline, kanser tedavisi için test edilmektedir.  Ayrıca bu bitki sporcularda performansı arttırmak ve kas gelişimi desteklemek için kullanılır.

Saw Palmetto

Saw Palmetto, Güneydoğu Amerika ve Batı Hint Adalarında yetişen ve  kırmızı böğürtlene benzer bir meyvesi olan küçük bir palmiye ağacıdır. Bu bitki Avrupa’nın Akdeniz kıyılarında da bulunur. Saw Palmetto meyvesnin çeşitli fitosteroller içeren bir yağı vardır. Çalışmalar Saw Palmetto meyvesinin meme dokusu oluşumunda başarılı olduğunu göstermiştir.

Rezene (Fennel Seed)

Türkiye’de Ege ve Akdeniz bölgesinde ve İtalya’nın güney kesimlerinde bulunan rezene, eski çağlardan bu yana içeriğindeki fitoöstrojenler sayesinde hormonel dengesizliklerin düzeltilmesinde kullanılmıştır. Fitoöstrojenler göğüslerin dolgunlaşmasına etki eder. Meyve, kök ve yaprakları kullanılan rezene, midedeki gazı giderir, sütü çoğaltır, yatıştırıcı olarak kullanılır.

L – Tyrosine

Doğal bir amino asit olan Tyrosine, hormon üretimini sağlayan adrenalin, pituiter, troit üzerinde önemli bir rol oynar. Bazı arıştırmalar, tyrosin amino asitinin vücut yağını azaltan ve kas gelişimini destekleyen büyüme hormonlarını teşvik ettiğini göstermiştir.

Meksikan Wild Yam (Meksika Vahşi Tatlı Patates Kökü)

Beta Karoten ve diosgenin (Meksika’da yetişen Dioscorea türü bir bitkiden elde edilen kortikosteroid etkili madde) gibi göğüs büyümesine etki eden güçlü pito – kemikaller açısından oldukça zengin olan Meksikan Wild Yam (Meksika Vahşi Tatlı Patates Kökü), genellikle osteoporoz tedavisinde kullanılır. Kadınlık hormonlarının salgılanmasına ve dengelenmesine yardımcı olan bu bitki, ayrıca adet ağrılarının ve doğum sonrası rahatsızlıkların giderilmesinde de kullanılır. Bu bitki Amerika, Kanada, Asya, Latin Amerika ve özellikle Meksika’da bulunur.

Kelp

Kelp, iyot, potasyum, folik asit, B grubu vitaminleri içeren ve tiroid fonksiyonlarını harekete geçiren kahverengi deniz yosunudur. Sağlıklı hormonların salgılanmasını sağlayarak  hormon dengesini düzenleyen bu bitki, meme kanseri riskini de düşürmektedir.

Damiana

Damiana, Batı Hint Adalarında bulunan küçük bir ağaçtır. Bu bitki, yüksek seviyede alpha pinene (alfa – pinen), beta karoten, beta pinene (beta – pinen) ve beta sisterol gibi pito – kemikaller içerir. Bu bitki daha çok bayanların hormonal dengesizliklerinin tedavisinde kullanılır.

Dong Quai Kökü (Çin Melekotu)

Dong Quai kökü (Çin Melekotu), eski çağlardan bu yana manepoz semptomplarında, adet kramplarında ve kadınların hormonal östrojen hormonunu dengelemek için kullanılan bir Asya otudur. 

Mother’s Wort Otu

Mother’s wort otu, Avrupa’da nehir kenarları ve çalı aralarında görülen bir bitkidir. Bu bitki, rahmi uyaran bir kemikal olan Leonurine içerir.

Black Cohosh Ekstraktı

Kuzey Amerika’nın ormanlık alanlarında bulunan Black Cohosh Ekstresi üzerinde yapılan araştırmalar, bu bitkinin tıbbi birçok faydasını ortaya koymuştur. Bu bitki hormon yenileme terapilerinde kullanılanılan ilaçlar ile aynı görevi görmektedir. 

Avena Sativa (Yulaf)

Amino asit, fosfor, demir, çinko, kobalt, mangan, potasyum, B grubu vitaminler içeren Avena Sativa (Yulaf ), bir kültür bitkisidir. Dolayısı ile diğer bitkiler gibi kendiliğinden doğada bulunmaz, yetiştirilir. Avena Sativanın (yulaf) içeriğineki vitamin, mineral ve alkaloidsler sayesinde sağlıklı bir hormonal sistem için gereklidir.

Devedikeni

Bayanların hormonal dengesini düzenleyen devedikeni, ayrıca süt arttırıcı, mide ve karaciğeri güçlendirici bir özelliğe sahiptir.

Şerbetçi Otu (Humulus Lupulus)

Kuzey Anadolu ve Marmara bölgesinde yetişen ve flavonoid (P vitaminine benzeyen ve kanamaya karşı kullanılabilen maddelreden biri) açısından zengin olan şerbetçi otu (humulus lupulus), hormonal dengesizlikleri düzenleyip, sağlıklı meme dokusu oluşumunda oldukça etkilidir.

DOĞAL YOLLARLA GÖĞÜS BÜYÜTME REÇETELERİ

Çocuğunuzun Şiddete Eğilimli Olmasını Engellemenin Yolları

Çocuğunuzun Şiddete Eğilimli Olmasını Engellemenin Yolları

AnneBabaCocuk

Şiddet içeren bilgisayar oyunları, televizyon programları, filmler gibi birçok şey çocukların hayal dünyalarında değişik izler bırakmaktadır. Bu tarz programlarla birlikte çocuğun hayal dünyasınca benimsenen kahramanlar, gerçek hayatta özellikle de okulda çocukların saldırgan bir tutum içine girmelerine neden olabilir. Ailenin çocuğuna yeteri kadar ilgi ve sevgi göstermemesi de bu saldırganlığın sebepleri arasına girebilir. Peki bilinçli anneler olarak çocuğunuzun okulda bir kabadayıya dönüşmesini engellemek için neler yapabilirsiniz?

1.     Çocuğunuzla Kaliteli Zaman Geçirmek

Ebeveynlerin çocukları ile kaliteli zaman geçirebilmesi çocuğun kişilik gelişimi açısından gerçekten çok önemlidir. Zaman geçirmek televizyonun karşısına geçip iletişime geçmeden öldürülen zaman değildir. Birlikte geçirilen zaman zarfında anne ve çocuk arasında sıkı bir ilişki olmalıdır. Annenin çocuğuna sevgi ve şevkat göstermesi, sorunlarını dinlemesi, birlikte çeşitli aktiviteler yapılması kısacası onu bir birey yerine koyup ilgilenmesi çocuğun kendini mutlu ve güvende hissetmesi açısından gereklidir. Bu sebeple en azından haftanın bir günününde ailecek yapılacak aktiviteler çocuğun gevşemesine, kendi mutlu hissetmesine katkıda bulunacaktır.

2.     Çocuğunuzu Medyanın Şiddet Unsurlarından Uzak Tutmak

 Çocukların birçoğu televizyon izleme alışkanlığı ile orada gördüklerini gerçek sanarak büyümektedir. Bu şekilde iletişim kuramayan, konuşamayan sadece dinleyen ve inanan bireyler meydana gelmektedir. Bilinçli anneler olarak çocuğunuzun televizyon izleme saatlerini, izleyeceği programları düzenleyebilmeli ve çoçuğunuzun davranışlarının yaşına uygun olup olmadığını analiz edebilmelisiniz. Televizyon izlemek yerine ona çeşitli ilgi alanları oluşturabilir bu sayade de birlikte vakit geçirebilirsiniz.

3.     Çocuğunuzun Problemlerini Çözmek

Çocuğunuz agresif hareketler içine girdiğinde problemin ne olduğunu anlamaya çalışın. Eğer size açılmak istemiyor ve hareketleri daha kötüye gidiyorsa bir psikologdan yardım almanızda yarar vardır.

South Beach Diyeti (Akdeniz Diyeti)

South Beach Diyeti (Akdeniz Diyeti)

SouthBeachDiyeti

Kilo vermek ve en önemlisi sağlıklı bir yaşama kavuşmak için diyet sürecini bilinçli bir şekilde geçirmek gerekir. ABD’li Arthur Agatston’un keşfettiği “South Beach Diyeti (Akdeniz Diyeti)” adeta dünyada bomba etkisi yaratmaştır. Bilinen karbonhidrat diyetinin çok daha sıkı uygulananı olan South Beach Diyeti (Akdeniz Diyeti) ile ayda 6 kilo verebilirsiniz. Bu demek oluyor ki; South Beach Diyeti (Akdeniz Diyeti)2 haftada 3 kilo vermenizi sağlayacak etkili bir diyettir.

ABD’de keşfedilen bu mucizevi diyetin ilk 2 haftasında bel ve göbek bölgenizden 3 – 4 kilo verebilmeniz mümkün. Diyeti tamamladığınızda ise hem incecik bir vücuda sahip olacak hem de kanınızın kimyası ve vücudunuzun çalışma düzeni değişecek, kalp krizi riskiniz azalacaktır.

Neden South Beach Diyeti (Akdeniz Diyeti)?

South Beach diyeti (Akdeniz Diyeti) , yüksek yağ ve protein ağırlıklı besinleri tercih ederek, kalbinizin yıpranmasına neden olan diyetlerden farklıdır. Bunun nedeni South Beach diyet (Akdeniz Diyeti) listesinin, yağ ve karbonhidrat oranlarının düşük olduğu bir diyet içeriğine sahip olmasıdır. South Beach diyet (Akdeniz Diyeti) listesinde sağlıklı bitkisel yağlar ve karbonhidratlar seçilmektedir. Böylece vücuda giren şekerin yağa dönüşmesi yavaşlamakta ve ihtiyacınız olan tüm besinleri vücudunuza sağlamış olmaktasınız.

South Beach Diyeti (Akdeniz Diyeti) Uygulaması Ne Kadar Sürer?

Yaklaşık 2 – 6 hafta süren South Beach diyeti (Akdeniz Diyeti) ile ideal kilonuza ulaşabilirsiniz. Diyetin 2 hafta süren ilk evresinde diğer diyetlerden farklı olarak meyve ve ekmek gibi besinleri diyet listenizden  çkarın. İkinci evrede ise bu besinleri diyet listenize azar azar dahil etmeye başlayın. İdeal kilonuza ulaşana kadar devam edeceğiniz bu evrenin ardından ömür boyu sürecek üçüncü evre gelmektedir. Üçüncü evrede sağlıklı beslenmek adına diyetinize uygun besinler tüketmeye başlayın.

Kış ayları diyete başlamak için en uygun dönemdir. Çünkü tatile çıkmadan 10 gün önce başlayacağınız diyet programları kesinlikle işe yaramaz. Bu diyetler vücudunuzu yorup hırpalar ve size sağlıksız bir şekilde hızla kilo kaybettirir. South Beach diyetinin (Akdeniz diyeti) 2 hafta süren ilk evresi diyetin en sıkı evresidir. Bu bölümde amaç; bugüne kadar kötü karbonhidratlar ve kötü yağlar tüketmeye alışan vücudunuzun oluşturduğu insülin direncini kırmak ve böylece tükettiğiniz şekerin yağa dönüştürülmesini yavaşlatmaktır. İlk evrede salata ve sebzeleri özgürce tüketebilirsiniz. Tüketeceğiniz etler de (balık, dana eti, hindi eti ya da tavuk kanadı)South Beach diyet (Akdeniz diyeti) listesine uygun olmalıdır. Bu etlerin yağsız olmasına ve ızgarada pişirilmesine; ayrıca derilerinin tüketilmemesi ne dikkat edilmelidir.  Ancak çikolata gibi şekerli ve ekmek, makarna gibi karbonhidratlı besinler tüketilmemelidir.

Greyfurt Diyeti

Greyfurt Diyeti

Greyfurt diyeti ile hem sağlıklı hem de hızlı bir şekilde kilo verebilirsiniz.

Kahvaltı

  • 1 su bardağı taze sıkılmış, şekersiz greyfurt suyu,
  • 1 adet yumurta,
  • Kibrit kutusu büyüklüğünde yağsız beyaz peynir,
  • 1 dilim kepekli ekmek,
  • 1 adet salatalık,
  • 1 adet domates.

Öğle Yemeği

  • 1 su bardağı taze sıkılmış, şekersiz greyfurt suyu,
  • Bol yeşillikli salata, (isteğe göre çok az zeytinyağı ve limon ilave edilebilir.)
  • 1 adet balık veya yağsız, derisiz, ızgara tavuk eti.

Akşam Yemeği

  • 1 su bardağı taze sıkılmış, şekersiz greyfurt suyu,
  • 1 kase çorba,
  • Herhangi bir haşlanmış sebze,
  • Bol yeşillikli salata, (isteğe göre çok az zeytinyağı ve limon ilave edilebilir.)

Ara Öğünler

Ara öğün saatleri ana yemeklerden sonra 2-3 saati geçmeyecek şekilde ayarlanmalıdır. Her öğünde olduğu gibi ara öğünlerde de tüketilen miktara dikkat edilmelidir. Gereğinden fazla tüketilen her besinin vücutta yağa dönüşeceği unutulmamalıdır. Ana öğün değil, ARA öğün tüketiyor olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın. Ara öğünler için aşağıdaki listede bulunan besinlerden bir veya iki tanesini tercih edebilirsiniz.

  • 1 fincan bitki çayı, (yeşil çay, adaçayı, kuşburnu, melissa veya ıhlamur gibi)
  • 1 adet taze meyve, (elma, armut veya portakal gibi)
  • 1 avuç beyaz leblebi,
  • 5 adet çubuk kraker.

Meme Kanseri

Meme Kanseri

Dünyada akciğer kanserinden sonra en çok görülen kanser türü meme kanseridir. Meme, yapı itibariyle süt bezleri ve sütü meme başına taşıyan kanallardan ibarettir. Süt bezleri ve kanallarını saran hücrelerin kontrol edilemez bir şekilde artış göstermesi ve vücudun diğer bölgelerine de sıçraması meme kanserine neden olur.

Hangi Faktörler Meme Kanseri Riskini Arttırır?

  • 50 ve üzeri yaşlarda olmak
  • Aileden ya da yakın akrabalardan birine meme kanseri teşhisi konulmuş olması
  • Erken ergenliğe girmek ve adet görmek
  • Geç evlenmek, geç çocuk doğurmak ya da hiç çocuk doğurmamak
  • 50 yaşından sonra regl döneminin sürmesi
  • Alkol ve sigara kullanmak
  • Östrojen hormonu tedavisi görmek
  • Doğum kontrol hapı kullanmak

Yukarıda belirtilen faktörlerin bulunduğu kişi yüzde yüz kanser olur diye bir tanımlama yapılamaz. Fakat bu gruba giren insanların daha dikkatli olması ve kontrolden geçmesinde yarar vardır. Meme kanserinde erken tanı ve tedavi çok önemlidir.

Meme Kanseri Önlenebilir mi?

Günümüzde meme kanserinin tedavisi için erken tanı çok önemlidir. Ayrıca egzersiz yapmak, bol yeşillik, taze sebze ve meyve yemek kanseri riskini azaltır. Koruyucu madde içeren hazır gıda ve konservelerden, çok yağlı yiyeceklerden uzak durmakta yarar vardır.

Son dönemde yapılan araştırmalarda, meme kanserini yenmek için umut verici bulgulara rastlanmıştır. Nature Cell Biology dergisinde yayımlanan makalede, CHIP enziminin, kansere yol açan proteinlerin sayısını azaltarak, hastalığın yayılmasını önleyebileceği belirtilmiştir.

Meme Kanserini Tespit Etmek için Kadınlar Ne Yapabilirler?

Risk faktörü taşıyan bayanlar, 20 yaşından itibaren aylık süreçlerle, ellerini kullanarak memelerini kontrol etmelidirler. Meme dokularında herhangi bir değişiklik farkeden bayanlar hemen doktora başvurmalıdır. 40 ve 50 yaşından itibaren ise kendi kontrollerinin dışında yılda bir defa da uzman bir doktora muayene olmalıdırlar.

National Breast Cancer Foundation’ ın verilerine göre her yıl 211.000’den fazla kadına meme kanseri teşhisi konduğu ve 43.300’ünün öleceği saptanmıştır. Mamografi en iyi erken tanı metodudur ve 40 yaşını aşmış bayanların yaklaşık sadece %64’ü mamografi çektirmektedir.

Gülben Ergen’in Lohusa Diyeti

Gülben Ergen’in Lohusa Diyeti

GulbenErgen3 ay önce ikiz bebekleri Ares ve Güney’i dünyaya getiren Gülben Ergen doğumdan kısa bir süre sonra fazla kilolarını vermiş olarak ekranların karşısına çıktı. Şu anda 38 beden olması için sadece 3 kilo daha vermesi gereken güzel sanatçı, fazla kilolarını vermek için 40 gün bebeklerinin hastaneden çıkmasını bekledi. Peki doğumdan sonra 10 santim incelme sağlayan bu diyet neleri içeriyordu? Doktoru Mustafa Karataş’ın açıklamalarına göre Gülben Ergen:

  • Organik gıdalar tüketti. Yağ, kırmızı et ve salamura gıdalardan uzak durdu.
  • Sebze, meyve ve bitkisel çayları  belirlenen zamanlarda düzenli olarak tüketti. Tek tip bitkisel desteklere yönelmedi.
  • Çok şeker içeren incir ve muz hariç tüm meyvelerden yedi.
  • Bu diyette çok fazla yiyecek kısıtlaması yoktu ve ana öğünler atlanmadan düzenli bir şekilde ayarlandı. Ara öğünlerde meyve ve tatlı yedi.

Hamilelik sonrası kiloları vermede düzenli ve sağlıklı beslenmenin yanında hamilelik boyunca yaptığı yoganın da büyük etkisi oldu. Ayrıca süt kalitesi ve miktarını bozmayacak teknolojilerden de yararlanıldı. Bunlar:

Ultralyse

Ultralyse, yüksek frekanslı verilen akustik ses salgaları ile yağ hücrelerinin küçülmesini, çözülmesini ve dokunun incelmesini sağlayan ve cerrahi bir işlem gerektirmeyen zayıflama yöntemidir. Bu zayıflama yönteminden maksimum seviyede fayda alabilmek için, yağsız diyet yapılmalıdır.

Scan Body Indeks

İyileşmenin ve yağ kaybının sürekli kontrol edilmesi, değerlendirilmesi ve kayıt edilmesi gerekir.

Radyofrekans

Cildin sıkılaşması ve diri görünmesi en az yağ dokusunu kaybı kadar önemlidir. Radyofrekans sayesinde Ergen’in dokularının sıkılaşması sağlanmıştır.

“RADYOFREKANS HAYATIMI KURTARDI”

Gülben Ergen doğumdan sonra yaşadıklarını anlattı: “Mustafa Karataş’a çok güvenirim, çünkü değerlerime saygı duyar ve onlara öncelik tanır. Beslenmemle ilgilenir, tavsiyelerde bulunur, beslenme tarzımı ve vücut şeklimi iyi bilir. İlk hamileliğimden sonra, fazla kilolarımdan ve estetik olarak güzel durmayan çıkıntılarımdan çok rahatsızdım. Emzirme dönemi devam ederken katı rejim ve yağ yakan egzersizleri yapamadığım için yardıma ihtiyacım vardı ve Mustafa Bey’e geldim. Radyofrekans benim hayatımı kurtardı. Sonuca kimseler inanamadı. Bol su içtim, yürüdüm ve tabii ki yoga egzersizlerimi hiç bırakmadım. İkizleri dünyaya getirdikten sonra hemen kilo veremedim ama geçen ay televizyon programına başlayınca Mustafa Bey’in kapısını çaldım. Radyofrekansa ek olarak bana Ultralyse cihazını önerdi. Yine emzirebilecektim, çünkü sütün kalitesini etkileyecek bir risk yoktu. Bu yöntemde en büyük yasağım, yağ tüketmekti.”

Basit Bir Selülit Diyeti

Basit Bir Selülit Diyeti

SelulitDiyeti

Birçok kişi sevdiği yemeklerden mahrum kalmamak adına selülite karşı diyet yapmak istemez. Ancak yapacağınız doğru bir diyet, selülitlerden kurtulmanıza ve kilo vermenize yardımcı olur. Etkili bir diyet ile 30 gün içinde beslenme yetersizliği yaşamadan selülitlerinizden ve fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.

Selülitlerden kurtulmanın en doğal yolu diyet yapmaktır. Diyet yapmak hiç bir şey yememek değil, az yağlı ve sağlıklı besinlerin dengeli bir şekilde tüketimidir.

Selülitlerden kurtulmanın yolu doğal besinlerden geçer. Bu demek oluyor ki; taze sebze ve meyveleri fazla, doğal olmayan ve fast food türü gıdaları mümkün olduğunca az tüketmek gerekmektedir. Bilindiği gibi selülit, deri altında depolanmış yağlardan, toksinlerden meydana gelmekte ve ciltte portakal kabuğunu andıran çukurlu bir görünüme neden olmaktadır.

Vücudu selülitlerden arındırmak için aşırı yağ ve toksin içeren besinlerden tüketilmemelidir. Unutulmamalıdır ki; yağlar ve kimyasal maddeler en çok işlenmiş gıdalarda bulunmaktadır.

Doğal besinleri tüketmek, daha az yemenize yardımcı olur. Vücudunuz, tükettiğiniz doğal yiyeceklerin ne olduğunu anlar ve siz yeteri kadar yediğiniz zaman daha fazla yememeniz için sizi uyarır. Ancak, işlenmiş besinler tükettiğiniz zaman vücudunuz bu besinlerin içeriğini anlayamayacak ve sizi durmanız için uyarmayacaktır.

Doymuş yağ ve kimyasal madde içeren, şekerli, tuzlu gıdaları birlikte tüketmek ise ciddi bir sağlık sorununa neden olur.

Kendi yapacağınız sebze yemekleri,meyveli ve sütlü tatlılar, salatalar ve bu gibi yiyecekler daha az yağ içermekle beraber, hazır gıdalar gibi koruyucu madde içermezler. Bu şekilde fazla kilolarınızı verebilir ve selülitlerden kurtulabilirsiniz. Kendinizi lokma, çikolata gibi sevdiğiniz yiyeceklerden mahrum etmek istemezseniz, selülitlerden kurtulmak sizin için oldukça zor olacaktır.

Hamilelik ve Pilates

Hamilelik ve Pilates

HamilelikPilates

Egzersiz, her yaşta yapılabilen ve vücudun genel sağlığına iyi gelen en önemli uygulamadır. Yaşa ve farklı sağlık problemlerine göre çeşitli egzersiz uygulamaları vardır. Birçok bayan vücut formunu korumak için de ezgersiz yapmaktadır. Bayanlar tarafından sevilerek yapılan egzersizlerden biri pilatestir. Ayrıca pilates, diğer egzersizler arasında bayanların hamilelik döneminden önce ve sonra yapabileceği en iyi egzersizdir. Bunun nedeni, pilatesin sırt ve karın kaslarını geliştirmesidir. Böylece anne adayı, bebeğini daha kolay taşır ve daha rahat bir hamilelik dönemi geçirir.

Aslında hamile bayanların egzersiz yapması, değişen ve ağırlaşan vücutları nedeniyle kolay değildir. Özellikle hamileliğin ilk 3 ayında mide bulantıları ve yorgunluk hissinden dolayı egzersiz yapmak bir hayli zordur. Pilates, hamilelik döneminde yapılabilinecek en iyi egzersizdir. Pilates yapmak için doğum öncesi pilates sınıfına katılabilir, bir öğretmenden yardım alabilirsiniz. Ayrıca doğum öncesi pilates sınıflarında pilates öğrenmek için ihtiyacınız olan kitapları, videoları ve DVD’leri bulabilirsiniz. Pilates yapmaya başladıktan sonra daha fazla kalori yakacağınızdan dolayı yalnızca kendiniz için değil, bebeğiniz içinde daha fazla besin tüketmeniz ve kalori almanız gerektiğinin farkına varacaksınız.

Pilates Nedir?

Pilates, 1900 yılında Joseph Pilates tarafından bulunmuştur. Profesyonel dansçılar tarafından esnek, güçlü olabilmek ve kaslarını çalıştırabilmek için geleneksel olarak yapılmıştır. Pilates, nefes alma yöntemleri, vücudun denge pozisyonu ve konsantrasyon toplama açısından yogaya benzer. Ancak pilates, yogaya göre vücudun daha çok hareket ettiği bir egzersizdir ve haftada birkaç kez yapılmalıdır. Bebeğin karında rahat gelişip hareket etmesi için pilates yaparken hareket pozisyonlarını değiştirmek gerekir.

Hamilelik Döneminde Pilates

Pilates yapmaya başladığınızda ve birkaç ay sonra geliştirdiğinizde kendinizi nasıl hissettiğinize dikkat edin. Eğer rahatsız hissediyorsanız, kendinizi zorlamadan pilates yapmayı bırakın. İkinci ve üçüncü üç aylık sürede sırt üstü yatar pozisyondan kaçının. Çünkü yere sırt üstü yattığınızda bebeğiniz ve kendiniz için gerekli oksijen miktarını alamazsınız. Zorlu hareketler yapmamaya özen gösterin. Hamilelik döneminde zorlanacağınız hareketler yapmak, bağ dokunun gevşemesine neden olur. Dengenizi sağlayın ve yumuşak hareketler yapmaya çalışın.

Hamilelik Ve Sigara

Hamilelik Ve Sigara

HamilelikSigara

Hamilelik dönemi, bayanların bebek beklediği ve anne olmaya hazırlandıkları önemli bir dönemdir. Anne adayı hamilelik döneminde çok dikkatli olmalıdır. Çünkü hamilelik dönemi risk etkenleri içeren bir dönemdir. Bu risk etkenleri hem anne adayına hem de bebeğe zarar verebilir. Sağlıklı bir hamilelik geçirmek ve sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için hamilelik dönemi boyunca düzenli olarak check-up yaptırılmalı, sağlıklı besinler tüketilmeli ve temizliğe dikkat edilmelidir.

Anne ve bebeğe zarar veren en önemli risk etken sigaradır. Sigara kullanan hamile bir bayanın vücuduna giren karbondioksit ve nikotin, kordon vasıtasıyla doğrudan doğruya bebeğin vücuduna ulaşır, aynı zamanda anne sütüne bulaşır. Bunun sonucunda bebekte kanser başta olmak üzere; çeşitli solunum yolu rahatsızlıkları, vücudun çeşitli bölgelerinde hasarlar ve erken doğum gibi birçok ciddi rahatsızlığın ortaya çıkmasına neden olur. Sağlıksız, riskli ve tehlikeli bir doğumu engellemek için anne adaylarının sigaradan kesinlikle uzak durmaları gerekmektedir.

Bugünün anne adayları, hamilelik dönemlerinde hamilelik ve bebek sağlığı hakkında birçok kitap okumakta, hatta eğitimlere katılmaktadır.

Anne adaylarının sigarayı bırakmaları için birkaç basit yöntem vardır. Gün içinde sık sık sigara içer gibi derin nefes alın. Sigarayı bırakmanızı gerektiren nedenleri bir kağıda yazın ve günde defalarca okuyun. Örneğin, sigarayı bırakıyorum çünkü rahat nefes almamı engelliyor,kötü kokmama ve dişlerimin sararmasına neden oluyor ve en önemlisi minicik bebeğimin çeşitli zehirlere maruz kalarak hastalanmasına sebep oluyor. Bu yazdığınız nedenleri okudukça sigarayı bırakmaya karar vereceksiniz.

Sigarayı bıraktığınızda, sigaradan dolayı düşük kan şekerinizi denge düzeyine getirmek için gün içinde çok fazla su içmeli ve bol bol taze meyve yiyeek vücudunuza glikoz alınmasını sağlamalısınız.

Sigarayı tam olarak bıraktığınız zaman, sigaranın ne kadar zararlı olduğunu ve sigarayı bırakmanın hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı için en doğru karar olduğunu çok daha iyi anlayacaksınız. Anne adayları! Unutmayın ki, bebeğinizin sağlığı sizin elinizde. Çocuğunuzun hayatı boyunca sizin içtiğiniz sigaraların neden olduğu hastalıklarla boğuşmasını istemiyorsanız bu zehirden uzak durun.

Hamilelik Döneminde Depresyon

Hamilelik Döneminde Depresyon

Hamilelik2

Hamilelik döneminde depresyon, anne adayı için en önemli sorunlardan birisidir. Hamileliğin depresyona neden olduğu bayanların ortak düşüncesidir. Ancak araştırmalar bu inançların yanlış olduğunu kanıtlamıştır. Hamilelik döneminde beyin kimyası değişmez. Ancak bu dönemde bir takım hormonal değişiklikler meydana gelir. Kısıtlı hareketlilik ve yemek seçeneği hamilelik döneminde anne adayını depresyona sokabilir. Anne adaylarının ¼’indebu şekilde majör depresyon görülmektedir. Depresyon, hamilelik döneminde de tedavi ve kontrol edilebilen bir hastalıktır. Ancak ilk adım olarak bir uzmandan yardım alınması, hem annenin sağlığı hem de bebeğin sağlığı açısından büyük önem taşırmaktadır.

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi FDA (Food and Drug Association), doğumlarda risk taşıdığı için bir çok antidepresanı yasaklamıştır. Hamilelik döneminde depresyona giren birçok anne adayı bu tür ilaçlar kullanılmadan tedavi görmüştür. Hamilelik sırasında hormonlar daha güçlüdür ve bu dönemde yaşanan bir depresyonun eşlerin de desteği ile bir doktorun yardımı ile çözülmesi gerekir.

Hamilelik Döneminde Depresyonun Belirtileri Ve Nedenleri

Hamilelik döneminde anne adayının depresyona girmesi için birçok neden vardır. Bunlardan en yaygın olanı bebeği düşürme endişesi, ailede depresyon geçmişi, doğurganlık tedavisi ve stresli yaşam olaylarıdır. Depresyonun belirtileri ise, uykuszuluk, sürekli üzüntü, sürekli yorgunluk, genellikle haz veren aktivitelere olan ilginin kaybolması, bebeğine zarar gelme ve ona bakamama düşüncesidir. Bütün bunlar hamileliğin bir parçası olduğu için endişelenmemek gerekir. Ancak, dayanılmaz çaresizlik ya da aşırı üzüntü ciddi bir konudur.

Bir doktorun gözetiminde düzenli olarak egzersiz yapmak oldukça etkilidir. Sağlıklı beslenme ve yeterli dinlenme, hem fiziksel hem de ruh sağlığınızın önemli bir parçasıdır. Unutmayın ki; hamilelik döneminde en önemli olan şey sizin ve bebeğinizin sağlıdır.

Hamilelik Depresyonu Nasıl Tedavi Edilir?

Hamilelik depresyonu tedavisi için çeşitli ve etkili yöntemler kullanılır. Depresyon belirtileri iki hafta veya daha fazla süredir devam ediyorsa doktora başvurmak gerekir. Psikoterapi, hamilelik depresyonu tedavisinde antidepresan ilaçları kullanmamak adına uygulanabilecek bir yöntemdir. Bunun yanında hamilelik sırasında kullanımının sakıncalı olmadığı kanıtlanmış ilaçlar da mevcuttur.

Düzenli olarak açık havada yürüyüş yapmak, derin derin nefes almak, hafif sporlar yapmak, bir uzmana masaj yaptırmak, anne adayının hem vücut hem de ruh sağlığı açısından oldukça faydalı ve rahatlatıcı olacaktır.

Sonuç olarak hamilelik döneminde depresyon geçirmekte olduğunu düşünen bir anne adayının, mutlaka yardım alması; yaşadığı semptomlar ve bunlarla mücadele konusunda doktoruna bilgi vermesi gerekir. Semptomların ağır olduğu durumda, doktorun belirleyeceği tedavi uygulanmalıdır. Anne adayı ve bebeğin sağlığı açısından en güvenli ve en yararlı tedavi yönteminin ne olabileceği konusunda uzman bir doktordan mutlaka yardım alınmalıdır.

Hamilelik Döneminde Vücut Bakımı

Hamilelik Döneminde Vücut Bakımı

Hamilelik1

Hamilelik hormonları, göğüs, saç, cilt ve diş gibi vücudun tüm bölümlerini etkiler. Bu yüzden bu önemli dönemde vücuda daha fazla özen göstermek ve bakımını ihmal etmemek gerekir. 

Hamilelik Döneminde Cilt

Hamilelik döneminde, hormon değişiklikleri vücudun şişmanlamasına ve yumuşamasına, cildin yağ dengesinin değişmesine ve sivilcelenmesine neden olur. Ancak hızlı kan dolaşımı cildinize parlaklık kazandırır. Yine de, cildin pul pul olması, kuruması ve sivilcelerin çoğalması gibi problemlerle de karşılaşılabilinir.

1.       Cilt Bakımı

Hamilelik dönemi boyunca cildinize bakım yapmanın çeşitli yolları vardır. Temizliğin temel maddesi sabun, doğal yağları cildinizden atar ve cildinizi kurutur. Bu nedenle sabun yerine mümkün olduğu kadar gliserinli sabun veya bebek losyonu kullanın. Aromaterapi yağları cildin pürüzsüzleşmesine ve  normalden az su kaybetmesine yardımcı olur. Bu yüzden küvetinize doldurdudğunuz suya bir kaç damla aromaterapi yağı ilave etmeniz, cildinizin yağ dengesinin korunması açısından etkili olacaktır. Ancak, küvette uzun süre kalmayın.

Makyaj yapmak her bayanın keyfini yerine getirmesinin yanında, cildi nemlendirir ve aromaterapi yağları gibi cildin normalden daha az su kaybetmesini sağlar.

2.       Cildin Renk Değiştirmesi

Cildin renk değiştirmesi hemen hemen her hamile bayanda görülür. Anne adaylarının vücutlarında çil, ben ve sivilce oluşabilir. Ayrıca göğsü çevreleyen kahverengi çemberin renginin koyulaştığı gibi genital bölgenin, kalçaların ve koltuk altlarının da rengi koyulaşabilir ve karın bölgesinde çatlaklıklar oluşabilir. Karın bölgesinde görülen çatlaklıklar, karınsal kasların bölündüğünün göstergesidir. Hamilelik sırasında ciltte meydana gelen koyu renkler bebeğin dünyaya gelmesinden sonra bile görüntüsünü korur, ancak birkaç hafta sonra eski haline döner.

Güneş ışığı, cildin renk değiştirmesini yoğunlaştırır. Bu nedenle bayanlar hamilelik döneminde çok daha kolay bronzlaşır. A ultraviyole ışınlarının cilt kanserine yol açtığı öğrenildiğinden beri, hamile bayanlar güneş ışınlarından korunmaktadır. Hamile bayanlar güneşe çıkacakları zaman güneşten koruyu kremler kullanmalı, özellikle rengi değişen göğüs uçlarına güneş kremi sürülmelidir. Mümkün olduğu kadar kızgın güneşin altında durulmamalıdır.

3.       Kloazma (Cloasma)

Kloazma, yüz ve alın bölgelerindeki deride oluşan simetrik, sınırları belirli, kahverengimsi geniş lekelerle belirgin melanin artımıdır. Hamilelik maskesi olarak da bilinen kloazmanın üstesinden gelebilmenin  veya daha az belirgin hale getirebilmenin tek yolu, doğum lekelerini gizlemek için kullanılan kozmetik ürünleridir. Kahverengimsi lekelerinizi kesinlikle beyazlaştırmaya çalışmayın. Çünkü lekeler 3 ay içinde geçmeye başlayacaktır.

4.       Kılcal Damarlar

Hamilelik döneminde tüm kan damarları hassaslaşır. Vücudunuz ısındığında kan damarları hızla genişler, soğuduğunda ise kan damarları hızla daralır. Kılcal damarlar dediğimiz küçük, ince kan damarları yüzünüzde ve yanaklarınızda belirgin olabilir. Endişelenmeyin! Bebeğinizin doğumundan 3 sonra kloazma gibi kılcal damarlarda görünmez hale gelir.

5.       Sivilceler

Sivilce; ergenlik, regl ve hamile dönemlerinde oluşan bir cilt problemidir. Yağ bezlerinin çok büyük bir kısmı kıl köklerinin içindedir. Bu bezlerin, cilde açılan kanalları vardır. Bu kanallar tıkanırsa sivilceler meydana gelir. Yağ bezlerinden sebum denilen bir madde salgılanır. Yağ yapısında bir madde olan sebum, cildi korur. Sebum kıl kökünden dışarıya çıkamadığı zaman birikir ve sivilce oluşumuna neden olur. Bu nedenle mümkün olduğu kadar cildinizi temiz tutun. Günde 2 – 3 kez cilt temizleyici kullanın. Eğer sivilce çok belirgin duruma gelmişse, sivilcenin üzerine antiseptik krem sürün.

6.       Çatlaklıklar

Hamile bayanların %90’ının vücudunda çatlaklıklar görülmektedir. Çatlaklıklar kalça, göğüs ve kolun üst kısımlarında yer alsa da, genellikle vücudun karın bölgesinde bulunur. Çatlaklıklar, hamilelik hormonları tarafından ciltteki proteinlerin parçalanması sonucu olur. Kısa sürede kilo almak da, vücuttaki çatlaklıklara neden olur.  Karın bölgesinde ortaya çıkan çatlakların oluşumunda genişleyen karın yüzeyi yıpranır ve esnekliğini kaybeder. Vücudun bu bölgesinde çatlak oluşumunu önlemek için cilde badem yağıyla masaj yapmak ve kozmetik ürünlerden faydalanmak olumlu sonuç verir.

Hamilelik Döneminde Ağız Bakımı

Hamilelik döneminde kan dolaşımının hızlanması ve projesteron ( progesterone) denilen yumurtalıkta bulunan, hamileliğe tesiri olan hormonların nedeniyle dişeti problemleriyle karşılaşılabilinir. Hızlanan kan dolaşımı dişeti çevresindeki kılcallar üzerinde basınç uygulaması nedeniyle kolayca kanamaya yol açar. Sağlıklı ve dengeli beslenmek, diş ve dişeti problemlerini önlemeye yardımcı olur. Kalsiyum, protein  ve B, C, D vitaminleri bakımından zengin besinler tüketilmesi oldukça faydalıdır. Dişeti enfeksiyonlarına karşı profesyonel olarak dişlerinizi temizletmeniz tavsiye edilir.

Güzelliğin 6 Anahtarı

Güzelliğin 6 Anahtarı

AdrianaLima2

 Kadınlar zerafet ve incelik üzerine yaratılmış güzel  varlıklardır. Bu güzelliği ortaya çıkarmanın da en önemli yollarından birisi bakımlı olmaktır. Hele ki güzelliğin vazgeçilmez bir unsur olduğu günümüzde kadınların tepeden tırnağa hoş görünmesini sağlayacak birçok yöntem vardır.

Peki daha güzel olabilmek veya güzelliğinizi devam ettirebilmek için ne yapmalısınız? İşte ihtiyacınız olan güzelliğin 6 anahtarı!

  1. Saç Kesimi
  2. Cilt  Bakımı
  3. Egzersiz Yapmak
  4. Kozmetik Ürünler
  5. Tırnak Bakımı
  6. Modayı Takip Etmek

1. Saç Kesimi

İyi bir saç kesimi, güzel bir model, havalı ve ışıldayan saçlar sizi daha farklı ve etkileyici gösterir. Kıvırcık, düz, yağlı veya kuru gibi farklı saç tiplerinden birine sahip olabilirsiniz. Üretici firmalar her saç tipine uygun saç bakım ürünleri üretmektedir. Evde kolaylıkla uygulanabilir bu saç bakım ürünlerinin yanında ayrıca saç boyaları ve saç düzleştiriciler gibi ürünler de vardır. Bu ürünleri kullanarak evde kolaylıkla istediğiniz renkte ve şekilde saçlara kavuşabilirsiniz. Ayrıca ayda 1 ya da 2 defa evde kolaylıkla hazırlayabileceğiniz doğal maskelerle saçlarınızın beslenmesini ve nemlenmesini sağlamanız çok önemlidir.

2. Cilt Bakımı

Yaş ilerledikçe cilt su kaybeder ve parlaklığını yitirir. Gençlere oranla olgun bir insanın cildi daha sarkık hatta kırışıktır. Fakat bir bayanın yaşı ne olursa olsun cilt bakımı yapması oldukça önemlidir. Cilt bakımına öncelikle temizlik ile başlanmalıdır. Özellikle gece yatmadan önce ciltteki makyaj tamamen silinmeli ve yıkanmalıdır. Daha sonra tamamen kurulanan cildin yapısına uygun bir nemlendirici kullanılmalı ve hafif bir masaj yapılmalıdır.

Yüzümüz için geçerli olan yöntemler vücudumuzun diğer bölgeleri için de geçerlidir. Ayda bir ya da iki defa cilde yapılacak kese ile, gözenekleri tıkayan ölü derilerden kurtulup cildin nefes alması ve kan dolaşımının hızlanması sağlanmalıdır. Gözenekler açıldıktan sonra uygun bir losyon ile yapılacak bir masaj da cildin nemlenmesini, canlanmasını ve dolaşımın hızlanmasını sağlayacaktır.

3. Egzersiz Yapmak

Güzelliğin temeli kesinlikle sağlıklı bir vücuttur. Egzersiz yapmak sağlıklı bir vücuda sahip olmanın en önemli unsurudur. Ayrıca her gün düzenli olarak egzersiz yapmak, ideal kiloda ve formda kalmanıza yardımcı olurken, bacak, kalça, basen ve karın bölgelerinizde selülit oluşumunu engeller. Egzersiz ile sağlıklı, düzgün ve seksi bir vücuda sahip olabilirsiniz.

4. Kozmetik Ürünler

Bazı bayanlar doğal güzelliği tercih etseler de, makyaj bir bayanın görünümünü çok değiştirmekte ve cildindeki istenmeyen lekeleri kapatmaktadır. Dudağınıza süreceğiniz bir rujun, kirpiklerinize süreceğiniz bir rimelin sizi ne kadar değiştirdiğini fark edin. Kozmetik ürünler, bayanların en ilgilendiği alandır ve bu nedenle kozmetik ürünleri çok fazla satılmaktadır. Ancak, piyasada çok fazla sahte kozmetik ürünleri de bulunmaktadır. Bu sebeple cildinize iyi gelecek ürünleri kullanmaya özen gösterin.

5. Tırnak Bakımı

Son 10 yıl içinde bayanlar el ve ayak tırnaklarına daha fazla özen göstermeye başlamışlardır. Eller bayanların güzel ve bakımlı olduğunun bir göstergesidir ki bu yüzden manikür ve pedikür bayanlar için oldukça önemlidir. Kıyafetine uygun bir oje, yumuşak eller, bakımlı el ve ayak tırnakları her zaman bayanların kendisini daha güzel ve çekici hissetmesini sağlar.

6. Modayı Takip Etmek

Tüm bayanlar modayı takip etmeseler de güzel giyinmeye dikkat ederler. Her sabah işe, okula veya arkadaşlarınızla buluşmaya giderken ne giyeceğinizi düşünürsünüz ve bir türlü karar veremezsiniz. Toplum içinde giyiminizle de dikkatleri üzerinizde toplamak istersiniz ve bu yüzden dergilerdeki, televizyonlardaki  beğendiğiniz ünlülerin giyimini örnek alırsınız. Ancak önemli olan vücudunuzun kusurlarını bilip, onları kapatabilecek uygun giysileri seçmektir.

Değişikliklere açık olun ve kendinizi her zaman önemseyin. Unutmayın ki; çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır.

Gözaltı Morlukları için Doğal Reçeteler

Gözaltı Morlukları için Doğal Reçeteler

GozAltiMorluklari

Gözaltı torbaları, insanın yorgun ve olduğundan daha yaşlı görünmesine neden olur. Uykusuzluk, geç uyanma, televizyon, bilgisayar gibi gözü fazla yoracak işler yapmak, aşırı alkol ve kafein tüketimi gözaltında morluklar ve torbalar oluşmasına neden olabilir. Bu soruna karşı evde yapacağınız doğal reçeteler oldukça etkili olacaktır.

Bu reçeteleri uygularken, göz ile temasından kaçınınız. Göz çevresindeki deri çok ince ve hassastır. Bundan  dolayı bu bölgeleri çok ovalamaktan kaçınmak ve nazik davranmak gerekir.

1.     Gözaltı Morlukları için Salatalık Reçetesi

İnce ince dilimleyeceğiniz salatalıkları göz çevrenize yerleştirin ve 10 dakika kadar bekleyin. (pamuk yardımıyla salatalık suyu da kullanabilirsiniz) salatalık uygulandığı anda cilde bir hafiflik ve tazelik verir.

Salatalık, sadece gözaltı morluklarının azaltılmasında değil, gün boyunca bilgisayar karşısında yorulan gözlerin yatıştırılmasında da oldukça etkilidir. Eğer salatalık suyu kullanırsanız, gözlerinize kaçırmamaya özen gösterin. Evinizde salatalık bulunmuyorsa bunun yerine patates dilimleri de kullanabilirsiniz.

2.     Gözaltı Morlukları için E Vitamini

Bu reçete bazı insanlar için gerçekten çok işe yarıyor. Bir E vitamini kapsülünü parmağınızın ucuna alın ve göz çevrenize nazikçe masaj yapın. E vitamini gözaltı morlukları ve torbalarının hafiflemesine yardımcı olur.

3.     Gözaltı Morlukları için Hint Reçetesi

Bu Hindistanlı bir modelin gözaltı morlukları için makyajdan önce her sabah uyguladığı bir reçetedir.
Malzemeler:

  • 1 yemek kaşığı domates suyu
  • 3 – 4 damla limon suyu
  • Bir tutam zerdeçal tozu
  • Macun yapabilmek için yeteri kadar beyaz un

Malzemeleri macun haline getirin ve gözaltlarınıza uygulayın. Bu reçete gözaltındaki morlukların giderilmesine yardımcı olur.

4.     Gözaltı Morlukları için Çay

Bazı sebeplerden dolayı, gözaltı morlukları çay poşetlerine karşı duramaz. Kullanılmış iki çay poşetini alınız (siyah çay ya da yeşil çay olabilir) soğuduktan sonra, uzanın ve gözlerinizin altına koyun. 10 dakika bekletin. Çey poşetinin fazla suyunu almayı ihmal etmeyin. Gözlerinize kaçabilir.

Papatya hariç, bitki çayları kullanmanız tavsiye edilmez.

Gözaltı Morluklarının Giderilmesinde Diğer Tavsiyeler

  • Günde 8 – 10 bardak su için. Su koyu çizgilere neden olan toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.
  • Yüzünüzü güneşten koruyun. Çünkü güneş gözaltlarındaki morlukların daha koyu hale gelmesine neden olur. güneşli havada dışarı çıkarken mutlaka koruyucu krem kullanın.
  • Gözaltı morluklar bazı insanlarda özellikle de çocuklarde bir alerjinin hebercisidir. Eğer herhangi bir şeye karşı alerjiniz olduğundan şüphe ediyorsanız doktorunuza başvurunuz.
  • Bu reçetelere ek olarak, 8 saatlik düzenli uyku, göz sağlığınız için yararlı olur. Her akşam aynı saatlerde uyumak gözlerinizi dinlendirir. Gün arasında ise 5 – 10 dakikalık göz dinlendirmesiyle daha etkili gözlere kavuşabilirsiniz.

GÖZALTI MORLUKLARINA ETKİLİ DOĞAL ÇÖZÜMLER

Göz Makyajı Teknikleri

Göz Makyajı Teknikleri

GozMakyaji

Gözlerinize her makyaj yaptığınızda, amacınız gözlerinizin daha parlak ve çekici görünmesidir. Böylece yüzünüzde en dikkat çeken bölge gözleriniz olur. Ancak bunu, göz kapaklarınıza süreceğiniz far için doğru renkleri seçmekle veya doğru renkleri karıştırmakla başarabilirsiniz.

Göz farı sürmek için uygun teknikleri öğrenmek zor değildir ancak püf noktalarını öğrenmek biraz pratik gerektirir. Herşeyden önce gözlere uygulayacağınız göz makyajında, makyaj ürünlerinin temizliği, gözlerinizin mikrop kapmaması ve tahriş olmaması açısından çok önemlidir. Makyaj yapmadan önce mutlaka elleriniz temiz olmalıdır.

Aşağıda size yardımcı olacak bazı göz makyajı tekniklerini bulabilirsiniz:

Göz Farı

  • ilk önce göz kapağınıza astar niteliğinde beyaz bir far sürün. Gözleri daha büyük göstermek için göz çevresine ve kaş altına açık renk; orta kısma ise aplikatörün ucu ile dıştan içe doğru hafif hareketlerle koyu renk far sürün.
  • Göz farınız için bej, mavi ve yeşil gibi açık renkler kullanmak istiyorsanız, göz kapağınıza ince likit çekmelisiniz.
  • Göz farınızı gözlerinize parmaklarınızla değil, farın özel fırçasıyla sürünüz.
  • Göz farınızı sürdükten sonra, kaşınızın altına sürdüğünüz açık tondaki farla göz farınızın üzerinden geçiniz.
  • Gözlerinizi daha büyük göstermek için göz kalemi ile kirpiklerin bitim kısmından küçük bir kuyruk yapın ve hemen üst kirpiklerin üstüne ve alt kirpiklerin altına yani gözün dış kısmına kalem çekin. Gözlerinizin daha çekik ve küçük görünmesi için kalemi gözün dış kısmına değil içine sürün.

Göz Rimeli

  • Göz farını sürdükten sonra kirpiklerinizi, kirpik fırçası ile tarayın.
  • Kirpiklerinizi fırça ile ayırdıktan sonra göz kapağınızı hafifçe kapayıp rimeli üstten alta doğru hafifçe sürün.
  • Dolgun kirpikler için rimeli ikinci kez, kirpiklerinizin diplerine daha çok sürün.
  • Kirpiklerinize rimel sürerken ve rimeliniz kurumadan gözlerinizi kırpmamaya çalışın.
  • Rimel fırçasını ikinci bir sürmede topak topak olmaması için her zaman temiz tutun.
  • Rimelin ömrü 2 -3 aydır. Kullanma süresi geçen rimelleri kesinlikle kullanmayın. Çünkü kullanma süresi geçen rimeller, kirpiklerinizin dökülmesine neden olur.
  •  Rimel fırçasını tüpün içine koyup aşağı yukarı pompalarsanız fırçanız yıpranır ve rimel hava aldığı için kısa zamanda kuruma yapar.
  • Uyumadan önce rimeli kirpiklerinizden mutlaka temizleyin.

Son dönemlerde rimel  çeşitleri ve renkleri fazlalaştırılmıştır. Bu çeşitlilik, bayanların göz renklerine ve kirpik tiplerine göre rimel seçimini kolaylaştırmıştır. Ancak çarpıcı bakışlar için siyah rimelin üzerine kahverengi veya mavi rimel sürülmelidir.

Doğal Yollarla Daha Uzun Kirpiklere Sahip Olun

Doğal Yollarla Daha Uzun Kirpiklere Sahip Olun

Kirpik

Bir kadının yüz güzelliğini tamamlayan uzun ve dolgun kirpikler doğal olarak her kadında bulunmayabilir. Fakat, uzun ve dolgun kirpiklere ve daha etkileyici bakışlara sahip olmak için bazı doğal yöntemler vardır. Aşağıda belirtilen evde kolaylıkla uygulayabileceğiniz bu yöntemler sayesinde  hayalinizdeki kirpiklere kavuşabilirsiniz.

  • Öncelikle yatağa girmeden önce makyajınızı özenle temizlemeli ve asla göz makyajınızla uyumamalısınız.
  • Temiz kirpiklerinize yatmadan önce zeytin yağı ya da hint yağı sürebilirsiniz. Fakat gözlerinize kaçırmamaya çok özen göstermelisiniz.
  • Yatağa girmeden önce temiz bir maskara fırçası ile az miktardaki vazelini kirpiklerinize uygulayabilirsiniz.
  • Gliserin ve hint yağını karıştırıp temiz bir maskara fırçası ile kirpiklerinize sürebilirsiniz.
  • Evde bir göz losyonu hazırlayabilirsiniz. Bu losyon için peygamber çiçeği ve aynısafa çiçeğini kaynatın. Bu bitkilerin suyunu göz kompresi yaparak kullanabilirsiniz.
  • Evde yapabileceğiniz bu uygulamalar ile kirpikleriniz daha sağlıklı olacaktır. Fakat daha profesyonel bir yardım için bir dermatologa gitmeniz faydalı olacaktır.

Cilt Problemlerine Karşı Meyve ve Sebze Kokteyli

Cilt Problemlerine Karşı Meyve ve Sebze Kokteyli

CiltProblemleri

Cilt bir insan vücudunun en geniş organıdır. Vucutta biriken aşırı toksin ya da vücudun enfeksiyonlara yenik düşmesi ciltte çeşitli problemler meydana gelmesine sebep olabilir. Yetersiz ve dengesiz beslenme, sigara – alkol kullanımı, hava kirliliği, sentetik parfümler ve buna benzer ürünler cilt yapısının bozulmasının en büyük etkenleridir. Özellikle alkol kullanımı vücudun en önemli detoks organı olan karaciğere zarar verir ve bu organın zararlı atıkları süzememesi durumunda ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkar.

Cildin daha sağlıklı bir yapıya kavuşması için bol lifli gıdalar, taze sebze ve meyve, bol su tüketimi gerekmektedir. Bunun yanında egzersiz yaparak vücudun ter atması ve toksinlerden arınması sağlanmalıdır. 

Cilt problemlerine karşı etkili bir yardımcı olarak aşağıdaki kokteylleri tüketebilirsiniz.

Cildi Güzelleştiren Kokteyl 1

Malzemeler:

  • 3 adet orta boy havuç
  • 1 küçük salatalık
  • Yarım demet maydonoz
  • 1 – 2 çay kaşığı çay dikeni (yabani iğde)

Malzemelerin suyunu elde ettikten sonra bu kokteyli günde bir defa içebilirsiniz.

Cildi Güzelleştiren Kokteyl 2

Malzemeler:

  • Yarım papaya
  •  1 salkım frenk üzümü
  • 2 salkım siyah üzüm
  • 1 yemek kaşığı noni meyve şurubu (Hint dutu)

Malzemelerin suyunu elde ettikten sonra bu kokteyli  günde 1 ya da 2 defa içebilirsiniz.

Cildi Güzelleştiren Kokteyl 3

Malzemeler:

  • yarım karpuz
  • 1 salkım frenk üzümü
  • 1 fincan kadar kuşburnu

Malzemelerin suyunu elde ettikten sonra bu kokteyli günde 1 defa içebilirsiniz.

Cildi Güzelleştiren Kokteyl 4

Malzemeler:

  • 4 adet orta boy havuç
  • 2 orta boy elma

Malzemelerin suyunu elde ettikten sonra bu kokteyli günde 1 defa içebilirsiniz.

İngiliz Tuzunun (Magnezyum Sülfat) Faydaları

Epsom Tuzunun (Magnezyum Sülfat) Faydaları

EpsomTuzu

Epsom tuzu doğada bulunan bir bileşendir.” İngiliz tuzu” olarak da bilinen bu bileşeni sofra tuzu ile karıştırmamak gerekir. Sofra tuzu, sodyumdan; epsom tuzu ise magnezyum ve sülfattan oluşur. Diğer tuzlardan farklı olarak epsom tuzu akıl, ruh ve beden ile ilgili problemlerde oldukça olumlu etkilere sahiptir. Epsom tuzu, sinir sisteminin rahatlatılması, çeşitli cilt problemlerinin iyileştirilmesi, sırt ağrısı, kas gerginlikleri, vücuttan toksinlerin atılması gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır.

Epsom Tuzu ile Stresin Azaltılması ve Vücudun Rahatlatılması

Stres vücuttaki magnezyumu boşaltır ve bu yüzden Epsom Tuzu doğal bir stres giderici olarak görülebilir. Sıcak suyun içine atılan bu bileşen, magnezyum ve sülfat olarak ikiye ayrılır. Bu suya girildiğinde en az 30 dakika beklenmelidir ki, mineraller deri yolu ile vücuda alınabilsin. Bu sudan çıktıktan sonra durulanma ve kurulanma yapılmaması, minerallerin banyodan sonra da vücutta çalışmasına olanak tanır. Bu şekilde toksinler vücuttan atılır, sinir sistemi sakinleşir, şişlikler azalır ve kaslar rahatlar. Magnezyum, beyinde bulunan serotonin yani mutluluk hormonlarını çalıştırarak sakinlik ve huzur verir. Araştırmalar, magnezyumun vücuttaki enerjiyi ve kuvveti arttırdığını arttırdığını göstermiştir. Uzamanlar haftada en az 3 defa epsom tuzu ile yapılacak banyonun daha iyi görünmeye, hissetmeye ve enerji toplamaya yardımcı olacağını belirtmişlerdir.

Epsom Tuzu ile Ağrıların ve Kas Kramplarının Giderilmesi

Yorgun, şişmiş ve ağrıyan ayaklarınızı yarım fincan epsom tuzu ekleyeceğiniz leyene sokarsanız, sadece ağrı ve şişliklerden değil ayak kokularından da kurtulmuş olursunuz. Epsom tuzu, ayak kokularını giderir ve cildi yumuşatır; ayrıca migren, astım, kas krampları ve çeşitli vücut ağrılarının dindirilmesinde de oldukça başarılıdır.

Epsom Tuzu ile Ölü Derileri Yok Edilmesi

1 avuç Epsom Tuzu ve 1 yemek kaşığı zeytin yağını karıştırıp cilde masaj yapmak, ölü derilerden kurtulmaya, kan dolaşımını arttırmaya ve cildin daha yumuşak hale gelmesine yardımcı olur.

Epsom Tuzu ile Kas ve Sinir Sistemi Fonksiyonlarını İyileştirilmesi

Çalışmalar, bir elektrolit olan magnezyumun, kas, sinir ve enzim fonksiyonlarının iyileştirilmesine yardımcı olduğunu göstermiştir.

Epsom Tuzu ile İnsülinin İdeal Hale Getirilmesi

Bu tuz, insülini etkin hale getirerek şeker hastalığı riskini en aza indirir.

Epsom Tuzu ile Kabızlığın Giderilmesi

Çalışmalar, Epsom Tuzunun kabızlığın tedavisinde kullanılabileceğini göstermiştir. Bu tuz laksatif (müshil) gibi bir etki yapar ve bağırsaklardaki su oranını arttırır ve geçici bir rahatlama sağlar. Bununla birlikte, bir uzmana danışılmadan kullanılması sakıncalı olabilir.

Epsom Tuzunun Bitkilerin Sağlığı Açısından Olumlu Etkileri

Bitkilerin birçoğu hayatta kalabilmek ve sağlıklı olabilmek için magnezyum ve sülfür gib besin tuzlarına ihtiyaç duyar. Magnezyum sülfat kristalleri toprağa katıldığı zaman bitkilerin yapraklarında bulunan yeşil rengin solmasını engeller.

Ağır Metal Zehirlenmesine Karşı Doğal Reçeteler

Ağır Metal Zehirlenmesine Karşı Doğal Reçeteler

Ağır metal zehirlenmesi, kadmiyum, cıva, kurşun, nikel ve diğer kimyasal maddelerin vücutta birikmesi ile meydan gelir. Ağır metaller vücuda girdiklerinde yağ hücrelerine, kemiklere, beyine, sinir sistemi merkezine ve çeşitli organlara nüfuz ederler.

Vücuttaki miktarına bağlı olarak ağır metaller çeşitli hastalıklara neden olabilirler. Semptomlar; alerji, eklem iltihabı, sindirim, mide ve bağırsak ile ilgili rahatsızlıklar, alzaymır, kalp krizi ve kanser gibi bir çok ciddi rahatsızlığı içerir. Ülkemizde çocuklara 1 yaşına kadar yapılan şişe aşılarda bakteri üremesini önlemek adına aşıların içine konulan civa metali, bağışıklık sistemi zayıf olan birçok çocuğun otizm hastalığına yakalanmasına neden olmuştur.

Vücuttaki ağır metallerin azaltılması ve vücuda girişinin engellenmesi için aşağıdaki doğal reçeteler oldukça etkili olacaktır.

Ağır Metal Zehirlenmesine Karşı Doğal Reçete 1

Malzemeler:

  • 4 adet orta boy havuç
  • 1 demet kişniş
  • 1 adet orta boy pancar
  • 30 gr. zerdeçal kökü

Malzemelerin uygun bir meyve ve sebze sıkacağından geçirip karıştırın. Günde sadece 1 defa içebilirsiniz.

Ağır Metal Zehirlenmesine Karşı Doğal Reçete 2

Bu reçete cildi, karaciğeri ve böbrekleri desteklemek içindir.

Malzemeler:

  • 4 adet orta boy havuç
  • 2 adet kereviz kökü
  • 2 adet dulavrat otu kökü
  • ½ orta boy pancar
  • 2 diş sarımsak
  • ½ demet kişniş
  • 2 çay kaşığı keten tohumu ya da frenk üzümü şurubu

Malzemeleri uygun bir meyve ve sebze sıkacağından geçirip karıştırın. Günde 1 defa içebilirsiniz.

Ağır Metal Zehirlenmesine Karşı Doğal Reçete 3

Malzemeler:

  • 3 adet orta boy havuç
  • 3 adet kereviz kökü
  • 2 adet dulavrat otu kökü
  • Buğday çimi suyu (Hazırlanışı: Buğdayları yıkayıp üzerini örtecek kadar su ekleyin. Taneler suyu emdikçe su ilave edin. 2 gün durduktan sonra buğdayları yıkayıp süzün ve derin olmayan bir kaba koyun. Buğdayların yarısı açıkta kalacak şekilde su ilave ettikten sonra bekleyin. 2 güne kadar taneler filizlenecektir. Aşurelik buğday işlem gördüğü için bu işe uygun değildir.

Malzemeleri uygun bir meyve ve sebze sıkacağından geçirip karıştırın. Günde 1 defa içebilirsiniz.

Ağır Metal Zehirlenmesine Karşı Doğal Reçete 4

Malzemeler:

  • ½ orta boy papaya
  • 30 gr. kuru erik
  • 2 orta boy limon

Malzemeleri uygun bir meyve ve sebze sıkacağından geçirip karıştırın. Günde 1 defa içebilirsiniz.

Termal Sauna Şort ve Lut Gölü Tuzu

Termal Sauna Şort ve Lut Gölü Tuzu

TermalSaunaSort-LutGoluTuzu(VitrinImage)

Selülit, cilt altında fazla sıvı ve toksin birikmesi ile birlikte kan dolaşımının yavaşlaması hatta durması sonucu meydana gelen bir cilt problemidir. Çok yağlı, tuzlu, konserve, fast food türü gıdalarla beslenmek, cilt altında toksin birikmesine ve yağ hücrelerinin büyüyerek cilde baskı yapmalarına, olayısıyla selülitin gözle görülür hale gelmesine sebep olur.

Vücudun mükemmel bir görüntüye kavuşması için aşağıdaki uygulamaları takip edebilirsiniz:

  • Selülitlerden kurtulmak için öncelikle, günde 8 bardak su tüketimi ihmal edilmemelidir. İçilen su vücuttaki toksik maddelerin dışarıya atılmasında çok etkilidir.
  • Selülitlerden ve fazla yağlardan kurtulmak adına yeme alışkanlıklarının  değiştirilmesi gerekir. Koruyucu madde içeren hazır gıdalar yerine bol yeşillik, taze sebze ve meyve içeren doğal gıdalar tercih edilmelidir.
  • Selülitlerin ve yağların erimesinde en önemli faktörlerden birisi de egzersiz yapmaktır. Koşma, aerobik, bisiklete binme, açık havada tempolu yürüyüşler bunun için en uygun egzersiz hareketleridir.
  • Selülit teavisinden en kısa sürede sonuç almak için kullanılacak Termal Sauna Şort, özel yapısı ve yanında ücretsiz olarak verilen Lut Gölü (Ölüdeniz) tuzu ile birlikte kan dolaşımının hızlanmasını ve toksik maddelerin terle birlikte vücuttan atılmasını sağlar.
  • Selülitlerden ve fazla yağlardan kurtulmak için doğal uygulamalar tercih edilmelidir. Buna en güzel örnek ise, Lut Gölü (Ölüdeniz) tuzudur. Lut Gölü tuzu, ciltle temas ettiğinde içeriğindeki çeşitli mineraller sayesinde kan dolaşımını arttırır. Lut Gölü (Ölüdeniz) tuzunun içeriğinde şu etken maddeler bulunmaktadır :

Sodyum: Bilindiği gibi sodyum doğal bir antiseptiktir. (deniz tuzu ile gargara yapıldığında ağızdaki yaraların geçtiği bilinmektedir.)

Magnezyum: Magnezyum, hücre metabolizması için çok büyük öneme sahiptir. Birçok insan yüzündeki kırışıklıklar ve mimiklerin ortaya çıkardığı kıvrımları görünmez hale getirmek için magnezyum terapisi uygulamaktadır. Ayrıca magnezyum cildin detokslanması, daha temiz ve yumuşak hale gelmesinde çok etkilidir. Özellikle akne sorunu olanların problemleri ölü deniz tuzu ile çözülebilir.

Sülfür: Bakterilerin yok edilmesini sağlayan diğer bir antiseptik ise sülfürdür.

İyot: İyot; cildin nemlenmesinde, kırışıklıkların ortadan kaldırılmasında etkili olan bir anti-agingdir.

Bromit: Bromitin rahatlatıcı ve dokuları uyarıcı bir etkisi vardır.

Potasyum: Potasyum, cildin nem dengesini koruyarak, sağlıklı hücrelerin büyümesini sağlar.

Çinko: Çinko, aknelerin yok edilmesini ve cilt gözeneklerinin sıkılaşmasını ve cildin yumuşak olmasını sağlar.

Kalsiyum: Kalsiyum, cilt gözeneklerini temizler, cilt yüzyinde sağlıklı bağ dokuların gelişimini sağlar.

Bitüm: Bitüm doğal bir antiinflamatuvardır. Akne tedavisinde kullanılır.

Lut Gölü Tuzu hediyeli Termal Sauna Şort’u indirimli olarak almak için buraya tıklayın.

Selülit ve Çatlaklardan Kurtulmak İçin Evde Yapabileceğiniz Krem Reçeteleri

Selülit ve Çatlaklardan Kurtulmak İçin Evde Yapabileceğiniz Krem Reçeteleri

KarindakiCatlaklar

 Selülit, yaşa ve kiloya bakmaksızın bayanların büyük çoğunluğunu etkiye almıştır. Vücutta hızlı kilo alıp verme ya da fazla kiloya bağlı olarak meydana gelen çatlaklar ise yetişkin bayanların %70’inde, hamile bayanların ise %90’nında görülmektedir. Selülitin fazla kilolar ile pek alakası yoktur. Vücuttaki su kaybı, cilt hücrelerinin zarar görmesi ve bağ dokunun zayıflaması ile selülit oluşumu başlar. Bu yüzden sadece selülitli bölgedeki yağların yakılması selülitleri yok etmek için yeterli değildir.

Selülitleri yok etmek ve çatlakları iyileştirmek için cildin güçlendirilmesi gerekir. Organizmaya sıvı takviyesi yaparak, hücre güçlendirici besinler ve zarar görmüş cilt dokularını iyileştirecek enzimler alarak ve cilt yenileyici bir aktivatör kullanarak zarar görmüş cilt yapısı tamir edilebilir.

Selülitler ve çatlaklar üzerinde etkili çeşitli kremler vardır. Günümüzde cilt çatlaklarını önlemek ve iyileştirmek için kolajen ya da elastini; C vitamini (askorbik asit), bakır peptit, kakao yağı, E vitamini ile birleştirmeye teşvik eden ürünler bulunabilir.

A vitamini ya da retinol, kolajen üretimini arttırdığı, cildi daha sağlıklı ve genç hale getirdiği düşünülen diğer etken maddelerdir. Çatlak tedavisinde kullanılan A vitamini, yeni cilt hücrelerinin oluşmasını sağlayarak cildi daha sağlıklı hale getirir.

Bacak ve Karında Meydana Gelen Çatlaklar İçin Evde Yapılabilecek Krem

Malzemeler:

  • Kakao yağı
  • Yarım fincan jojoba yağı
  • Yarım fincan hindistan cevizi yağı
  • Yarım fincan aloe vera yağı

Malzemeleri karıştırdıktan sonra hergün duştan sonra çatlamış derilerinize uygulayın.

Selülitlere Karşı Evde Hazırlayabileceğiniz Selülit Kremi

Malzemeler:

  • Limon Yağı
  • Portakal Yağı
  • Greyfurt Yağı
  • Biberiye Yağı
  • Kekik Yağı
  • Nane Yağı
  • Susam Yağı
  •  Zeytin Yağı

Malzemeleri karıştırdıktan sonra meydana gelen selülit kremini sabah ve akşam selülitli bölgelerinize aşağıdan yukarıya doğru masaj yaparak uygulayın.