Damlacık Estetiği ile Daha Genç ve Güzel Bir Cilt!

 yüzü gençleştirmek, mezoterapi, kimyasal peeling, dolgu uygulamaları, cilt soyma, hyaluronik asit, yaşlanma, foto yaşlanma, cilt gençleştirme, cilt bakımı, kimyasal soyma işlemi

Cildinizde gençlik mi istiyorsunuz, lekelerden kurtulmak mı? Cilt gençleştirme ve lekelere karşı yürütülen tedaviler artık kadınlara birden fazla seçenek sunuyor.

International Hospital Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Ferzan Aytuğ, yüzü gençleştirmekte cildin ihtiyacına göre mezoterapi, kimyasal peeling, laser, dolgu uygulamaları yaptıklarını söyledi. Dr. Aytuğ, yüz mezoterapisinin yüz gençleştirmede kullanılan bir yöntem olduğunu belirterek, “Yüz mezoterapisinde hyaluronik asit, A, E, C vitaminleri ve amino asitlerin karışımından oluşan özel maddeleri, küçük damlacıklar şeklinde 45 derece açılı küçük enjeksiyonlar ile deri altına uyguluyoruz” diyor.

Yaşla birlikte gelen yaşlanma, güneşin olumsuz etkileri, dış faktörlerden kaynaklanan foto yaşlanma kadınların cildini olumsuz etkiliyor.

Ciltte zaman içinde yağ yastıkçıkları azalıyor, yanaklar aşağı sarkabiliyor, çizgiler oluşuyor, gözenekler açılıyor. Ayrıca yüzde birtakım lekeler, iyi huylu veya riskli kabartılar oluşabiliyor. Her cildin ihtiyacına göre cilt gençleştirme ve cilt bakımı işlemi yapılmasının önemine değinen Dr. Ayşe Ferzan Aytuğ, “Örneğin gözenekleri açık, yağlı cilde sahip bir kişiye hem özel bazı asitlerle soyma işlemi yapılmalı, hem de yüz mezoterapisi uygulanmalıdır. Bu sayede gözenekleri sıkılaştırmak mümkün olabilir. Ciltte sadece lekelenme varsa kimyasal peeling ile lekelerin açılması gerekiyor.

 Mezoterapi ile desteklemek de gerekebiliyor

A, C, E Vitaminleri yüzü gençleştiriyor Yanakları inmiş, yüzünde lekelenmeler oluşmuş, gözenekleri açılmış kişilere de kimyasal soyma işlemi ve yüz mezoterapisi yapılmasını öneren Dr. Aytuğ, yüz mezoterapisi hakkında şu bilgileri veriyor:
“Yüz mezoterapisinde özel maddeler (hyaluronik asit, A, E, C vitaminleri ve amino asitler) karışımı küçük damlacıklar şeklinde 45 derece açılı küçük enjeksiyonlar ile deri altına uygulanıyor. Yüzün alt bölümünün üçte ikisine, ellere, boyun ve dekolteye de mezoterapi yapılıyor. Bu işlemleri yaparak cildin bağ dokusunu uyarıyoruz ve yeniden yapılandırıyoruz. Bu sayede gözenekleri de sıkılaştırmış oluyoruz. Ciltte tıpkı dolgu yapılmış gibi daha dolgun bir görüntü ortaya çıkıyor. Ayrıca küçük çukurları olan, akne izleri olan kişilerde cildin düzgün bir görüntüye kavuşması sağlanıyor. Yüz mezoterapisini iki haftada bir kez olmak üzere, toplamda en az beş seans yapmak gerekiyor. Yılda bir iki defa hatırlatma seansı yapılabilir.”

Asitle yapılan peeling çok duyarlı ciltte sakıncalı

Cilt gençleştirmede kullanılan işlemlerden birisi de özel asitler kullanılarak uygulanan kimyasal peeling. Bu işlem özellikle cilt yenilemede ve yağlanmayı düzenlemede çok başarılı oluyor. Kimyasal peelingin özellikle çok hassas ve duyarlı yapıdaki ciltlerde kullanılmamasını öneren Dr. Ayşe Ferzan Aytuğ, şu bilgileri verdi:
“Peeling uygulamasında cilt yapısının çok iyi analiz edilmesi önem taşıyor. Örneğin göz çevresini gençleştirmekte kullandığımız bazı özel asitler var, cildin geneline kullandığımız peeling maddelerini göz çevresinde kullanmıyoruz. Göz çevresine özel asitler geliştirildi, bunlar göz çevresi kırışıklıklarında, çizgilenmelerinde, morluklarında oldukça başarılı.”

2,5 ayda daha parlak ve genç bir cilde kavuşmak mümkün Kimyasal peeling işleminin kış döneminde yapılması gerektiğini vurgulayan Dr. Ayşe Ferzan Aytuğ, “Kimyasal peelingi tekrar lekelenme olmaması için kışın uyguluyoruz. Ama kışın kayağa gider, güneşten korunmazsa yine leke olabilir. Bu nedenle kozmetik müdahalelerin sosyal yaşamın dönemsel ihtiyaçlarına göre planlanması büyük önem taşıyor. Ekim-mayıs arasında peelingin uygulanması, güneşsiz günlerin tercih edilmesi, iki hafta aralıklarla tekrarlanması gerekiyor.”

Daha genç ve parlak bir cilt görünümü elde edebilmek için, dönüşümlü olarak kimyasal peeling ve mezoterapi uyguladıklarını anlatan Dr. Ayşe Ferzan Aytuğ, beşer seansın bu işlemlerden sonuç alınması için çoğunlukla yeterli olabildiğini söylüyor. Her iki yöntemin birlikte kullanılması ile oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Ancak kimyasal peeling cildin ihtiyacı olduğu kadar yapılıyor, bazı kişilerde daha uzun seanslar halinde uygulamak gerekebiliyor. Kimyasal peeling sadece yağlanmayı azaltmak için bile kullanılabiliyor. Gözenekler için ise mezoterapi ile desteklemek gerekiyor.

Pembe Maske Nedir?

Yediğimiz hormonlu gıdaların hava kirliliğinin stresin zararlı tüm dış etkenlerin cildimizde yarattığı kötü etkiden pembe maskepembe maske sayesinde kurtuluyoruz. Pembe maske yöntemi ile lekelenen yıpranan ciltlere elveda deme zamanı geldi. Pembe maske kürü beş haftalık bir uygulama ile ciltteki vitamin, su, kolejen eksikliğini tamamlayarak cildi parlak ve daha zinde bir görünüme sokuyor.

Pembe maske içeriğinde BİO molekül içeriyor ve hamur şeklinde yüz ve boyuna uygulanıyor. Maske ısısını kendi ayarlayıp 42 dereceden ani düşüşle o dereceye ulaşıyor bu sıcaklık ve soğuma kişinin cilt sorununa yönelik (kolejen- vitamin-elastin)ciltte nüfus etmesi sağlanıyor. Bu işlem 30 dakika sürüyor ve cildi canlandırıp fonksiyonları düzeltiyor. Maskenin çıkartılması da oldukça kolay yüz kaslarınızı hareket ettirmeniz yeterli.

5 Haftada Cildiniz Yenilensin!

Metabolizmanın yavaşlaması da hücreleri etkiliyor. Yenilenmesini güçleştiriyor. Pembe maskenin iç ve dış etkenlerle yaşlanmayı geciktirerek cildi rahatlatıp daha parlak daha genç görünüm sağlıyor. 5 haftalık bir kür ile cildin yağ ve nem dengesini düzeltip sağlıklı bir görünüme kavuşturuyor.

Zuhal Olcay da Güzelliğini Pembe Maskeyle Koruyor!

Özellikle içeriğinde A, C vitamin kompresleri barındırması sayesinde yoğun nem depolayarak q10 ağırlıktadır. Bu vitaminlerin görevi ciltte sivilce, yoğun makyaj, düzensiz beslenme, ciltte yağlanma gibi problemleri ortadan kaldırması. Pembe Maske cilt tipine göre hazırlandığı için orta yaştakilerde cildin daha genç ve düzgün görünüm almasına yardımcı oluyor. içeriğinde q 10, elastin,Hyolünorik, Asit etken maddeleri, AE ve F vitaminleri demir, çinko, selenyum bulunmaktadır. Bu kür orta yaş için hazırlanmış olup daha genç bir cilde sahip olmanızı sağlar.

Pembe maske selülitlere de çare!

Son zamanlarda genç yaşlı demeden bayanların korkusu olan selülite pembe maske yöntemi çözüm getiriyor.
Uzman Nesrin Sürer’in verdiği bilgilere göre selülitin yoğun olduğu bölgeler tespit edilerek bilgisayarlı sistemle masaj yapılıyor. Bu masajla metabolizma hızlanıyor ve vücuttaki yağlar yakılıyor. Üzerine özel hazırlamış selülit jel sürülüyor. İçinde kristal tuz ve bitki özleri bulunana pembe maske hamur halinde selülitli bölgeye dökülüyor. Maskenin sıcaklığı 0 dereceden 42 dereceye kadar yükseliyor. Cildin altına nüfuz ederken metabolizmayı canlandırıp selülitlerin bağ dokusunu canlandırarak lenf sistemi harekete geçiyor vücut selülitli bölgeden arındırılıyor. Ayrıca soğuk ve sıcak şokla işlem bitince maske kalıp şeklinde çıkıyor.

Pembe maske ile 1.5 Ayda 3 Beden incelin!

Düzenli sağlık beslenme programı uygulayarak ve pembe maske sayesinde artık hanımlar hem sağlıklı bir şekilde hem de 1.5 ay gibi kısa bir sürede 3 beden incelebilecek diyen uzmanımız Nesrin Sürer yardımcı olabilmek için birde beslenme tablosu sundu. Her seansın 45 dakika sürdüğünü ve duruma göre bu sürenin uzatıldığını belirtiyor. Her ne kadar kalıtımsal ve hormonel nedenlerden oluşsa da yağlı yiyecek asitli içeceklerde selüliti tehdit ediyor. selülit portakal kabuğu görünümünde olup genç yaşlı her yaşta görülebilir. Yani cildin esnek dokusunu zayıflaması halinde yağlar orta tabakada birikerek selüliti oluşturur. Şişman zayıf genç yaşlıların hamilelerin dikkat edecekleri kurallar başında en az 2 litre su içmek yağlı tuzlu kızartma kola ve kahve gibi içeceklerden uzak kalmaları gerekiyor. Bu kurallara uyarak sağlıklı bir yaşam ve güzel bir görünüme sahip olabilirsiniz.

İlerleyen Yaşlarda Sağlıklı Beslenerek Zayıflamak Mümkün mü?

Yaşın ilerlemesiyle metabolizma yavaşlar ve hücre kaybı gerçekleşir. Özellikle 40’lı yaşlardan itibaren…sağlıklı beslenme, zayıflamak
Yaşlanma hızının belirlenmesinde en önemli faktör, genetiktir. Ancak çevresel faktörler de yaşlanma hızına önemli ölçüde katkıda bulunur. Bunlar arasında, beslenme, enfeksiyonlardan korunma, bedensel ve zihinsel faaliyetlerin devam ettirilmesi sayılabilir. Dengeli bir beslenme ile kalp-damar hastalıklarına yakalanma hızı ve olgunluk yaşına kadar yeterli kalsiyum, D vitamini tüketmekle kemik kaybı azaltılarak bu sistemlerdeki yıpranma bir ölçüde azaltılabilir.
Günlük alınması gereken kalori miktarı: Vücut yüzeyi başına düşen bazal metabolizma hızı yaşlanmayla azalır. Buna bağlı olarak yaşlı insanların kalori ihtiyacında düşme görülür. İnsanların yaşlanırken tükettiğinden fazla kalori almaması ve şişmanlamaması önemlidir. Diyetteki katı yağlar ve yağ oranı azaltılarak fazla enerji alımı ve kalp damar hastalıklarına yakalanma riski azaltılabilir. Enerji gereksinimini kompleks karbonhidratlardan almak, hem bağırsakların çalışmasını kolaylaştırır, hem de fazla enerji alımını önler.  
Vitamin gereksiniminin karşılanması: Günlük alınan yiyecek miktarının toplam olarak azalması, yetersiz vitamin alımına yol açmamalıdır. Yalnız yaşayan yaşlılarda iştahsızlık, depresyon ve kolay yemeklere yönelme nedeniyle vitamin yetersizliği görülebiliyor. Vitaminler, taze sebze ve meyvelerden sağlanmalıdır. 
Minareller: Yaşlılıkta kemiklerin yoğunluğu azalır, buna osteoporoz denir. Kemik yoğunluğunun azalması orta yaştan sonra kemiklerde meydana gelen yıkımın artması sonucu görülür. Kemik yoğunluğunu etkileyen faktörlerse kalsiyumun yeterli tüketilmesi, egzersiz ve kalıtımdır. Orta yaş ve sonrası yeterli kalsiyum alımı ve egzersizle osteoporoz bir ölçüde önlenebilir. 
Güneş ışığından yeterince yararlanamamak, D vitamini içeren besinler almamak  D vitamini eksikliğine yol açar. Osteomalazi ise D vitamininin erişkinlerde eksikliğine bağlı olarak gelişir. Bel, bacak ve kalçada ağrı gibi yakınmalara neden olur. Osteoblast hücrelerinin kemik hücresini alması için üzerlerine kalsiyumun oturması gerekir. Ancak  D vitamini eksikliği bunu engeller. 
Posalı besinler: Makarna gibi yiyeceklere veya tatlı besinlere yönelmek, bağırsak fonksiyonlarını bozabilir. Yaşlıların iyi pişmiş sebze yemeklerini ihmal etmemeleri gerekir. 
Beslenmeyi etkileyen faktörler
- Metabolik hızın yavaşlaması 
- Hareketliliğin azalması 
- Diş kaybı 
- Tat alma duyusunun azalması 
- Yalnızlık 
- Ekonomik yetersizlik 
-Sağlık sorunları
Beslenme önerileri
- Yağ, şeker, tuz tüketiminizi azaltın. 
- Yağı alınmış süt ve yoğurt tüketin.  
- Günde ortalama 2.5 litre su için. 
-  Lif içeren sebze, meyve, tahıl, kuru-baklagilleri tercih edin.  
-  Haftada iki kez balık yiyin.  
- Etli pişirilen yemeklere ekstra yağ ilave etmeyin, eti kendi yağıyla pişirin. 
- Katı yağ tüketiminizi azaltın. 
- Yemeklerinizde fındık yağı, ayçiçek yağı, soya yağı ve mısırözü yağlarını karışım halinde kullanın. 
- Salatalarınıza zeytinyağ ekleyin. 
- Beyaz ekmek yerine kepekli, esmer ekmeği tercih edin. 
- Sigara, alkol, kafein tüketiminizi azaltın. 
- Düzenli olarak egzersiz yapın. 
- Uygun vücut ağırlığınızı koruyun, şişmanlıktan sakının.
Yaş sınırı
Dünya sağlık örgütüne göre, 45-59 yaş arası orta yaş, 60-74 yaş arası yaşlılık, 75-89 yaş arası ileri yaşlılık, 90 ve üzeri yaşlar ihtiyarlık olarak tanımlanmaktadır. Yaşlanma deyince cildin kırışması, belin bükülmesi, gözlerin iyi görmemesi, hafıza kaybı ve bazı hastalıkların ortaya çıkması anlaşılır.
HANGİ BESİNLERE  İHTİYACINIZ VAR?
Günümüzde gelişmemiş ülkelerde ortalama yaşam süresi 48 yılken Japonya’da bu rakam, 80 yıl. Ancak bilim insanlarına göre 150 yıla kadar yaşamak mümkün. Bunu başarabilmek için yeterli ve dengeli beslenmek,    fiziksel aktivite ve stressiz yaşam öneriliyor. 
Çoğu yaşlıda A, B1, B2, B3, B12 , C, E vitaminleri, folik asit, demir, krom, çinko eksiklikleri bulunur. Bu vitaminlerin çoğu vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Bu besin öğelerinin sadece yaşlılıkta değil orta yaşlarda miktarının artırılması gerekir. Ve yaşamın her anında beslenmeye dikkat edilmesi tavsiye edilir. 
Araştırmalara göre, Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfusun önemli bir bölümü, yetersiz ve dengesiz beslenmeden kaynaklanan hastalıkların etkisi altında. Bu yaş grubunda görülen şişmanlık, diyabet, kalp-damar hastalıkları, osteoporoz, felç, iskelet ve kas sistemi rahatsızlıklarında bilinçsiz beslenme önemli bir risk faktörü.

Sağlıklı Bir Cilde Sahip Olmak için Ne Yapmalıyız?

Güzel görünmenin birinci koşulu sağlıklı bir cilde sahip olmaktan geçer. Sağlıklı bir cilde sahip olmak için yapılacak olan şeyler ise çok basittir.

Aşağıda cilt sağlığını korumak için dikkat etmeniz gereken şeyleri bulabilirsiniz:

  • Bol su için. Çünkü su vücudunuzdaki toksik maddelerin atılması, hücre yenilenmesi ve cildin doğal nem dengesinin korunması için gereklidir.
  • Sigaradan uzak durun. Çünkü sigara yaşlanmayı hızlandırır ve kırışıklıkları arttırır. Kan dolaşımını azaltarak cildin oksijenlenmesini ve beslenmesini engeller.
  • Alkolü en aza indirin mümkünse hiç içmeyin. Çünkü alkol vücudun detoks organı olan karaciğere zarar verir. Karaciğerin zarar görmesi ile vücuda zararlı maddeler dışarı atılmaz.
  • Cildinizi temizlerken sıcak su yerine ılık su tercih edin. Çünkü sıcak su derinizin gevşemesine neden olur.
  • Duştan çıktıktan bir süre sonra cildinizde kuruluk hissediyorsanız, mutlaka uygun bir nemlendirici kullanın. Güneşe çıkmadan 10 dakika önce güneş koruyucu krem sürün. Mevsim kış olsa da UV korumalı krem kullanmayı ihmal etmeyin. Çünkü güneş, kırışıklıkları arttırır, cildi kurutur, lekelere ve deri tümörlerine neden olur. Bu nedenle cilt sağlığınız için yapabileceğiniz en önemli şey, onu güneşin zararlı ışınlarından korumaktır.
  • Tüyleri jiletle alıyorsanız, cilde zarar vermemek adına mutlaka traş köpüğü kullanın. Kuru cildinizi traş etmeyin ve kılları çıkış yönünün tersine değil, tam çıkış yönüne doğru traş edin.

Siyah Pirinç Yaşlanmayı Yavaşlatıyor!

Amerika’daki Louisiana State Üniversitesi bilim adamları, 1 kaşık dolusu kepekli siyah pirincin, bir kaşık dolusu böğürtlen ve ya yaban mersini yemişinden daha fazla antosiyanin antioksidanı, lif ve e vitamini içerdiğini belirtmektedir. Ayrıca pirinç bu yemişlere oranla daha az şeker içermektedir.

Antioksidanlar DNA’nın zarar görmesini engeller, vücuttaki zararlı molekülleri emer ve insan vücudunun yaşlanmasını yavaşlatır.

siyah pirinç yaşlanmayı durdurur

Siyah pirinç ayrıca “yasaklı pirinç” olarak da anılır. Çünkü antik çağda bu pirinci sadece Çinli zenginler kullanabilirdi ve sıradan insanların siyah pirinç yemesi yasaktı.

Araştırmacılar siyah pirincin ya da bundan elde edilen kepeğin kahvaltılık gevreklere, kurabiyelere ve günlük hayatta çok tüketilen gıdalara eklenmesinin faydalı olacağı görüşündeler.

Bilgisayar Başında Çalışmak Erken Yaşlanmaya Neden Oluyor!

Uzun süre bilgisayar ekranına bakarak çalışan ya da vakit geçiren kadınlarda erken yaşlanma belirtileri görüldüğü ortaya çıktı. Bir süre sonra bu kadınların boyunlarında çizgi ve sarkma, göz çevrelerinde kırışıklar ve yüzlerinde sarkmalar görülmektedir.

 

erken yaşlanma

 

İngiltere’nin önde gelen estetik cerrahlarından biri olan Michael Preydzher kadınları bu konuda uyarıyor. Dr. Michael’e erken yaşlanma belirtileri görülen bütün hastalarının bilgisayar başında çalışan hanımlar olduğunu belirtti. Çünkü bilgisayar ekranına yoğunlaşmak o esnada suratın gergin ve sinirli bir ifadeye bürünmesine ve zamanla kırışmasına neden oluyor ve boynun eğik olması da boyunda çizgilere ve sarkmalara neden oluyor.

Uzmanlar bilgisayar ekranına bakarak çalışmanın getirdiği erken yaşlanmadan kurtulabilmek için boyun ve yüz kaslarını çalıştıracak egzersizler yapılması gerekmektedir.